Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde art arda meydana gelen depremler, Batı Anadolu’daki sismik hareketliliği yeniden gündemin merkezine taşıdı. 5,1 büyüklüğündeki ana depremin ardından yaşanan artçı sarsıntılar kamuoyunda endişe yaratırken, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür’den dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Görür, yaşanan depremlerin kesinlikle tesadüf olmadığını vurgulayarak bölgenin karmaşık tektonik yapısına işaret etti.
Peş peşe depremler tedirgin etti
AFAD verilerine göre Balıkesir’in Sındırgı ilçesi merkezli 5,1 büyüklüğündeki deprem, yerin 11,04 kilometre derinliğinde meydana geldi. Sarsıntı Balıkesir başta olmak üzere Bursa, İzmir, Yalova ve Kütahya’da da hissedildi. Ana depremin ardından aynı gün içerisinde 4,1 ve 4,2 büyüklüğünde iki artçı deprem daha kaydedildi. Artçıların 10,73 ve 6,91 kilometre derinlikte gerçekleştiği bildirildi.
“4’ün üzerindeki depremler artış gösteriyor”
Yaşanan sarsıntıları değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, Sındırgı ve çevresinde son dönemde 4’ün üzerinde depremlerin sayısında belirgin bir artış olduğuna dikkat çekti. Bu durumun hem bilim insanları hem de bölge halkı açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Görür, mevcut tablonun sıradan bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
“Batı Anadolu kuzey-güney yönünde geriliyor”
Depremlerin temel nedeninin Batı Anadolu’daki kaçma tektoniği olduğunu söyleyen Görür, bölgenin kuzey-güney yönünde gerildiğini vurguladı. Bu gerilmenin yer kabuğunda ciddi yapısal değişimlere yol açtığını belirten Görür, Bozdağ Horst’u çevresindeki fay sistemlerinin bu süreçte önemli rol oynadığını dile getirdi.
Görür, Bozdağ Horst’unun kuzeyinde yer alan kabuğun, horstun listrik fayı boyunca kuzeye doğru hareket ettiğini ve bu hareketin bölgedeki sismik aktiviteyi doğrudan etkilediğini söyledi. Zamanla graben ve kros-grabenlerin oluştuğunu, bu yapıların tahrip olarak Batı Anadolu’da oldukça karmaşık bir tektonik düzen meydana getirdiğini kaydetti.
“Sadece büyüklüğe bakmak yanıltıcı”
Depremlerin değerlendirilmesinde yalnızca büyüklük ve merkez üssüne odaklanmanın yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Naci Görür, yer kabuğunun bazı bölgelerde inceldiğini ve bunun mağmanın yükselmesine imkân tanıdığını belirtti. Bu sürecin depremselliği besleyen önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Görür, şu uyarıda bulundu:
“Depremin kaç büyüklüğünde olduğu ya da nerede olduğu tek başına yeterli değil. Fay düzleminin açısı, yönü, niteliği ve boyutu mutlaka bilinmeli.”
Kısa vadeli bir süreç olmayabilir
Görür’ün açıklamaları, Sındırgı ve çevresinde yaşanan sismik hareketliliğin geçici bir durumdan ibaret olmayabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, bölgedeki depremlerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurgularken, vatandaşların da deprem gerçeğini göz ardı etmeden hazırlıklı olması gerektiği uyarısında bulunuyor

Anahtar Parti Kadın Kolları’ndan Başhekim Gönültaş’a Ziyaret
Mardin’de Türk Bayrağına Yönelik Alçak Saldırı: 69 Gözaltı, 8 Tutuklama
HKMO Malatya’da Mesleğe Adanmış Bir Ömür Ayakta Alkışlandı
Bankacılık Sektörüne Kredi Kartı Uyarısı


