reklam reklam reklam
DOLAR48,84
EURO55,75
BITCOIN4.121.116
20° MALATYA
reklam reklam
Siyaset

Yavuz Ağıralioğlu: Biz Memleket Hayalimizi Kışlaya Çevirmedik

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e iadeiziyaret gerçekleştirdi.

23 Eylül 2026 106 okunma 5 dk okuma
8cb212aa-10eb-4598-bc1d-447d1033e84f
8cb212aa-10eb-4598-bc1d-447d1033e84f

 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “86 milyonun bir aile gibi sarıp sarmalanacağı ve ona nasıl imkân bulunacağının konuşulacağı istişareler değerli. Merkezinde bu hissiyat oldu mu gerisi çok kolay oluyor. Biz memleket hayalimizi kışlaya çevirmedik. Biz bir kışla hayal etmiyoruz. Herkesin aynı şeyi söylediği, herkesin emir robot ilişkisi içerisinde olduğu bir memleket hayalimiz yok. Farklılıklarımız zenginlik sayan, farklılıklarımızla büyük Türkiye olacağımıza inanan bu farklılıklarla 86 milyonu bir ve beraber tutabilecek bir siyasal üslupla siyaset yapacağız”diye konuştu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e iadeiziyaret gerçekleştirdi. Anahtar Parti ziyaret heyetindeGenel BaşkanAğıralioğlu’na; Sağlık Politikaları BaşkanıDr. Varol Tosun, İdari ve Mali İşler BaşkanıZafer Demir ve Seçim İşleri BaşkanıHatice Ceren Yılmaz eşlik etti.Görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

MİLLETİMİZ BİZİ İŞ YAPARKEN GÖRECEK!

“Bu hükûmet, bizi şu konuda çok idmanlı hâle getirdi;memleketin hangi sorunlarını nasıl konuşursak neyle karşılaşacağımızı bize öğretti. Neyi yanlış yaparsak başımıza ne geldiğini, neyi ihmal edersek nasıl bir bedel ödediğimizi gösterdi. Elimizde yirmi beş yıllık bir tomografi var. Bu tomografi, bir partiye karşı yürütülen rekabetin değil; memleketi önümüzdeki dönemde güçle, kuvvetle ayağa kaldırabilmenin reçetesini arayanlar için muazzam bir tomografi sonucudur. Bu sonuç bize ne yapacağımızı değil, ne yapmayacağımızı bir imkân olarak sunmaktadır. Biz parti kavgası vermeyeceğiz, şahıs kavgası vermeyeceğiz. Şahsın devletleştiği, devletin şahıslaştığı bir hengamede devleti yeniden devlet yapabilme iradesiyle yürüyeceğiz. O yüzden meselelerimizi ele alırken şahsileştirmeyeceğiz; şahısları değil sistemi, planı, programı ve geleceği konuşacağız. Bütün bunları değerlendirirken mevzuyu bir şahsın ya da şahıslar etrafındaki bilek güreşinin kurbanı yapmayacağız. Yani milletimiz bizi, iş yaparken görecek.

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR, DOĞRU; ANCAK TÜRKİYE DE AK PARTİ’DEN BÜYÜKTÜR…

Sayın Cumhurbaşkanı’nın BM’nin keyfî tutumunu eleştirerek söylediği her şeyi biz Türkiye için teklif ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Dünya beşten büyüktür’ diyor. Biz de diyoruz ki: ‘Dünya beşten büyüktür, doğru; ancak Türkiye de AK Parti’den büyüktür.’ Türkiye’de bir kişinin siyasi olarak merkezde yer aldığı bu yönetim anlayışının yaşattığı sorunlar, bize bunu söyletmektedir. BM için söylenenlerin tamamı Türkiye için de geçerlidir. Türkiye’de dayatmanın değil teklifleşmenin, keyfî ve hesapsız davranmanın değil şeffaflığın, güç dengesini ve farklı görüşleri temsil edebilmenin imkânları sağlanmalıdır. Türkiye nefes almalıdır. Türkiye, önümüzdeki dönemde bundan çok daha iyi bir noktaya gelebilmek için yeni bir strateji, yeni bir gayret ve yeni bir plan imkânı bulmalıdır.Merkezinde Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yer aldığı; 86 milyonun bir aile gibi kucaklanacağı ve buna nasıl imkân sağlanacağının ele alınacağı istişareler değerlidir. Merkezde bu anlayış oldu mu gerisi çok kolaylaşır. Biz memleket hayalimizi kışlaya çevirmedik, bir kışla da hayal etmiyoruz. Herkesin aynı şeyi söylediği, herkesin emirkomuta ilişkisi içerisinde olduğu bir memleket anlayışımız yoktur. Farklılıklarımızı zenginlik kabul eden, farklılıklarımızla büyük Türkiye olacağımıza inanan ve 86 milyonu bir ve beraber tutabilecek bir siyasal üslupla siyaset yapacağız. O yüzden her konuda aynı fikirde olmasak, her konuda aynı şeyi söylemesek de memleketin geleceği, zengin bir Türkiye ideali ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni asırlarca ayakta tutabilmenin sorumluluğuyla ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız.Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi; tam olarak bu fonda yaşadığımız sürecin sebebi olacak kadar keyfiliğin, denetimsizliğin ve kontrolsüzlüğün kaynağı hâline gelmiştir. Bu sistem düzelmediği sürece bugün fon, yarın başka bir konu mağduriyet üretmeye devam edecektir. O yüzden tarihin en büyük ‘sazan sarmalına’ sebep olan bu süreçten para kazanan köpek balıklarının listesinin teker teker açıklanması gerekmektedir.

ENDİŞELİ OLMAKTAN BIKTIK…

F-35 programı konusunda, biliyorsunuz, temenniler düzeyinde sadece iltifat görüyoruz. ‘Türkiye çok iyi bir ülke, çok güçlü bir ülke. Sayın Cumhurbaşkanınız çok büyük, çok çetin bir ceviz...’ gibi sözler söyleniyor. Ancak uygulamaya gelindiğinde İsrail’e binlerce ton silah veriliyor; hem de bunlar dronların taşıyabileceği nitelikte mühimmatlar. F-35 ile ilgili olarak hem programa dâhil edilmiyoruz hem de tarafımıza F-35 teslimatı yapılmıyor. F-16 modernizasyonuyla ilgili bir mutabakatımız olmasına rağmen o bile henüz sağlanamadı. Dolayısıyla ne uçak motorundan ne F-35’lerden ne verilmesi gereken silahlardan ne de Patriot füze bataryalarından bir haber var. 80 kilometre ötemizde İsrail, konuşlanmayı düşündüğümüz sözde bir üssü bombalamıştır. Bölge sıcaktır; İran, savaş sıcaklığıyla hemen sınırımızdadır. Irak’ta, Suriye’de ve Ege Denizi’nde hareketlilik vardır. Bunlara rağmen her şey temenniler düzeyinde kalmaktadır. Biz daha somut adımlar bekliyoruz. Evet; Türkiye büyük bir devlettir, büyük bir potansiyele ve enerjiye sahiptir; fakat bu büyük potansiyelin bizi bölgede çok daha hâkim, güçlü, caydırıcı ve önleyici bir kapasiteyle buluşturması lazımdır. Yani biz daha çok sitem eden, kaygılarını dile getiren pasif bir konumda kaldık. ‘Yunanistan’a verilen silahlardan endişeliyiz’, ‘Suriye’de olan bitenden endişeliyiz’, ‘Irak’tan, İran’dan endişeliyiz...’ Yahu endişeli olmaktan bıktık; sahayı yönetebilmeli, gidişatı durdurabilmeliyiz. Türkiye büyük bir potansiyelin üzerinde oturmaktadır; bu kapasitesini doğru kullandığı takdirde NATO, Avrupa Birliği ve bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini rahatlıkla yönetebilecek güçtedir.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ’NİN KARNESİ ORTADA!

2017 referandumundan sonra tecrübe ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin karnesi bütün sonuçlarıyla milletin önündedir. Millet bu karneyi oylayacaktır. Biz de bu karneye sebep olan bütün sistemsel sorunlara karşı bir plan sunacağız. Yarı başkanlık vurgumuzun sebebi budur. Korumak zorunda olduğumuz değerlerin farkındayız; buna terörsüz Türkiye süreci de dâhildir. Önümüzdeki dönem, bizim için bir cumhurbaşkanlığı seçiminden çok daha mühimdir; devleti devlet, cumhuriyeti cumhuriyet olarak koruma ve memleketi 86 milyonla birlikte muhafaza etme dönemidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bağımsız, demokratik ve özgür bir hukuk devleti yapma çizgisinde duracağız. Sadece seçimi ve sandığı değil; çocuklarımızın hayallerini, emeğin alınterinin hakkını da koruyacağız.”

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Siyaset kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.