Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

VURUN KAHPEYE98 defa okundu

kategorisinde, 23 Ara 2019 - 11:19 tarihinde yayınlandı
VURUN KAHPEYE

Bakmayın siz kadın şöyle kutsaldır, cennet anaların ayakları altındadır, onlar ki cephede mermi taşımışlardır deyip kadına şiddetin haber olarak zirve yaptığı şu günlerde, duyarlıymışçasına kadına kutsiyet kazandırdıklarına. İki yüzlüyüz alınmaca gücenmece yok. Sözümüz, eylemimiz çarpık. Kalabalıkta başka tenhada başka… Biz ön plana çıkan hassas olayları gündemdeyken yüceltip dokunulmazlık kazandırmayı severiz. Dini ve milli duyguların şimdiye dek sömürülmesinin ardında bu dokunulmazlık zırhı yatıyor zira. Aynı zırh toplumun yarası olan, bir acıya karşılık gelen olaylar için de geçerli. Kadınlarla ilgili elinde iyileştirme çalışmaları yapmak için yetki bulunanlar dahi sözüm ona yakındı ve yine kınamakla yetindiler. İş  slogana gelince mültefit, eyleme geçince ifrit…

Sözün kulağa vardığı; cennet anaların ayakları altındaydı, yok emanetti kadın, korunmalıydı. Kadınlar ki Kurtuluş  Savaşı’nda mermi taşıdı, evlatlarıyla cepheye koştu. Eşini, evladını yitirdi yine de direndiğiydi, derler. Derler de sözün eyleme vardığı, yere göğe sığdırılamayan kadının göz göre göre , savaştaymışçasına her sene yüzlercesinin bir çırpıda toprağa sığdırıldığı gerçeğidir. Hayatı için, özgürlüğü için direnen her kadın, tıpkı geçmiş zamanın köleleri gibi, başını ne zaman kaldırıp sevdiği manzaraya bakacak olsa, kölenin efendisinin kırbacını sırtında hissettiği gibi erkeğinin sopasını sırtında, kafasında, yüzünde, gözünde hisseder. Göğe sığdırılamasa da yere çok kolay sığdırılır. Kadının kutsanmışlığı acı çekişiyle paralel olarak artar. Bir kadının varlığı, saygınlığı ancak kadının dişisizliğiyle, acı veren olayları yaşamış olmasıyla, anne olmasıyla vs. mümkündür. Zira yobazlık, bağnaz düşünce kadını bu dar kalıba hapsetmeye çalışmaktadır. Kadın anne olursa cennet ayakları altına serilir. Kadın eşinden ayrılmış, aldatılmış, hırpalanmış, dayak yemiş, öldürülmüşse merhamet lütfedilir. Hassasiyet yaratılır ve bu çirkinlikleri yaşamış kadın üzerinden yüceltme yapılır. Kadın eğer birisinin anası ya da bacısıysa aynı şey onlara yapılmaz. Bu satırları dökerken televizyondan gelen bir dizi karakteri olsa gerek; başkasının kadınına dokunmamayı öğrenemedin mi diye soran bir ses de yazının devamına, bir de başkasının kadınıysa dokunulmaz cümlesini ekletti. Yani birinin kadını, bacısı, anasıysa bir nebze olsun korunuyor ancak kimsenin hiçbir şeyi olmayan bir kadınsa, ona her şey yapılabilir sonucu çıkıyor ne yazık ki. Birinin bilmem neyi olan bir kadın değilse  her türlü kötülüğe müstehaktır!  Hele ki kadın dişiliğini yansıtıyorsa… Bütün ahlaki değer güncellemelerini, vaazlarını kadınlar üzerinden yapan sapkın öncülerin ‘Vurun Kahpeye’ nidası söze, eyleme ve hayat görüşüne dönüşür. Zira bağnaz düşünce bunu gerektirir.

Milli Mücadele döneminde bolca gözlemci olma şansını yakalamış Halide Edip’in romanında görüyoruz, şimdinin kadını cepheden cepheye mermi taşımış olmasıyla övünen bağnazlarının o dönemde  aynı kadına nasıl bir gözle baktığını, neler yaşattığını… Erkekler cephede savaşırken cephe gerisinde hem cehaletle hem de düşmanla savaşan bir kadının mücadelesine nasıl yaklaştığını… Onlar için, kadın çabalayıp bir şeyler başarmışsa onun kendi çabasına inanılmaz, altında bir şeyler aranır. Kadının varlığını magazinselleştirip şahsi hayatına dair mesnetsiz yakıştırmalar yapmayı su içmek kolaylığında yapıyorlar. Başarılı bir kadın fikri hazmedilmez, erklik baskın gelir. Başarılarının altında mutlaka bir bel altı hikayesi ararlar. Günah keçisi bulununca içlerindeki kötülük ona yansıtılır. Bir kere bu ülkede dişi olmak nerdeyse suç olduğundan her türlü sapkınlığın müsebbibi sayılmak işten bile değil. Bu yüzden salya akıtırlar, içlerindeki pisliğin sesini duyurmamak için: Vurun Kahpeye!  Böylelikle  ses yükselterek onursuzluklarını başkalarına çamur atarak, çamura batmış olduğunu ısrarla görmeden perdelemeye çalışırlar. Şu seyirci rolünü oynamayı bırakırsak çamur atılanları değil çamur içinde olanları  fark edeceğiz.

Şimdi değilse bile yüzyıl sonra…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hatice Görgeç
Yorumlara Kapalı