Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

CÜMLETEN GEÇMİŞ OLSUN5267 defa okundu

kategorisinde, 29 Oca 2020 - 10:03 tarihinde yayınlandı

Herkes bir şekilde yakalandı depreme, hepimizin artık depremin oluş anı ile ilgili hikayesi var.. Otuz saniye süren bu kıvılcımın otuz yıl anlatılacak konusu var. Binaların, şehirleşmenin bir anda büyüsünü yitirdiği, tanıdık tanımadık herkesin köylere, tek katlı evleri olan yakınlarına misafir gittiği, boş alanların gerekliliğini gösterdiği bir akşam var artık kolektif bilincimizde. Kayıplarımız, hasarlarımız ve korkularımızı günyüzüne çıkaran bir otuz saniyemiz var böbürlenmeyi yok etmek için.. Kimisi ilahi işaret, uyarı arıyor, kimi rivayetler içinde rivayet uyduruyor, her şeyi kadere bağlıyor elindeki seçim mührünü görmeden, kimi başka yerleşik endişelerini bu mahşeri girdap içinde öğütüyor. Arabada sabahlayanlar, elektrikler kesildiği için deprem anında çığlık çığlığa kendini dışarıya zor atanlar, ateşler yakıp soğuk geceden bir nebze sıcaklık almaya çalışanlar, çatlamış apartman duvarları, kitlenen telefon ve yol trafiği, itfaiyeler, ambulanslar… Siyasi malzeme için yeterince romantik bir hikayemiz var.. Her şeyi kadere bağlayan kanaat önderlerimiz de… Evet ölüm kaderdir ancak binaların sağlam olmayışı kader değildir… Evet ölüm kaderdir ancak deprem vergilerinin başka bir mecraya harcanmış olması kader değildir.. Evet herkesin kenetlendiği, yardım için paralandığı şu zamanda üsluba hakim olunmalıdır ancak deprem vergisi verdiği halde para bağışı açana vergisinin nereye gittiğini soran da fetöcü, provokatör, vatan haini değildir. Her şeyde hamaset yapmayın, her konuyu epik işlemeyin yahu her şeyi ciddiye almayın! Her şeye yetişmek, cevap vermek zorunda değilsiniz.. İlla bir şeylere yetişecekseniz hasar görmüş yüreklere, evlere, maddi manevi desteğinizle yetişin.. Çaresiz kaldığımız gibi çaresiz kalan dostlarımız, canlarımız var.. O güne dair korkularımız, insanca endişelerimiz var.. Televizyondan izleyince sıradanlaşan, başımıza geldiği anda ise vahametini fark ettiğimiz kıyamet gibi çöken yıkımlar, başka insanların acılarını da içtenlikle hissetmemize dair yol gösterdi. Ne yazık ki isteklerimiz hep temennide kalacak, sağlık istedikçe hastalık, huzur diledikçe kaos, barış diledikçe savaş, imar diledikçe yıkım, neşe diledikçe keder… Hepsi var olacak ama zıddıyla var olacak.. Her şey iyi günde kötü günde bir arada olacak.. Biz ılımanlığımızı, güzel düşünmeyi ve düşünceyi koruyacağız. Tıpkı bugün de olduğu gibi.. Bunca acının, hüznün içinde bizi teselli edecek ilahi dayanak bulacağız. Teslimiyetçiliğimiz inanıyorsak sadece yaradana.. Tedbirsizlik ise teslimiyet değildir.. Tedbirsizlik kaderin ağında gizlenemez ve kadermiş gibi gösterilemez. Samimiyetle bir incelik yapılmak isteniyorsa bir kez olsun yaptığı hatayı kabullenen içtenlikli tavır, yüzdeki mahcubiyetten dolayı anlayışı beraberinde getirecek belki bu sisli bulanık hava dağılıp yerini destansı bir kenetlenmeye bırakacak. Tıpkı şu birkaç gün içinde yaşadığımız ve hiç kullanmadığımız için biriken iyi niyet, hoşgörü, anlayış, merhamet, şefkat, iyilik, alçak gönüllülük vs. duygulara bıraktığımız gibi..

YORUM YAZ

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.