Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

“Türkçe Dünyanın Dört Büyük Dilinden Biri”80 defa okundu

kategorisinde, 08 May 2017 - 15:18 tarihinde yayınlandı
“Türkçe Dünyanın Dört Büyük Dilinden Biri”

İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasan Kavruk, “Türkçe dünyanın dört büyük dilinden biri” dedi.

 

Kavruk, İNÜHABER’e yaptığı açıklamada, insanlar arasında iletişimi sağlayan dilin çok önemli bir yer işgal ettiğini söyledi. Dilin insanoğlu için çok önemli olduğunu belirten Kavruk, şöyle konuştu:

 

“Dil yoksa insanların anlaşması diye bir durum da söz konusu değildir. İnsanlar ancak anlaşabilirlerse, birbirleriyle irtibat içinde olabilirlerse varlıklarını devam ettirebilirler. Dolayısıyla insan hayatının devam edebilmesi için, dil hayatımızda çok önemli bir unsurdur. Diliniz ne ise siz de osunuz. İnsan diliyle düşünür, diliyle bir şeyler üretir, diliyle hisseder. Siz karşınızdakine kendinizi anlatabildiğiniz ölçüde anlaşılırsınız.”

 

Kavruk, Türkçe’nin dünyanın önemli dillerinden biri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

 

“Türkçe dünyanın dört büyük dilinden birisidir. Türkçemize çok fazla önem vermiyoruz. Halbuki Türkçe olağanüstü mükemmel bir anlaşma vasıtasıdır. Dünya dilleri arasında önemli bir yeri vardır. Biz biraz başkalarına öykünmede sınır tanımayan bir milletiz. Başkalarına imreniyoruz. Konuşmalarımızda, yazılarımızda yabancı kelimeleri oldukça fazla kullanıyoruz. Dilin değişik özelliklerinden faydalanmada fazla itina göstermiyoruz. İnsanlarımız Türkçeyi çok iyi kullanamıyor, rahat kullanamıyor. Türkçeyi iyi bilmiyor. Bilmedikleri için de konuşmada, yazmada, karşılıklı irtibatta haddinden fazla sıkıntılar, yanlışlıklar, eksikliklerle karşılaşılıyor. Halbuki dilimizi iyi bilsek bu gibi durumlar ile karşılaşmayacağız.”

 

Dile gereken önemi gösteremememizin sebeplerinden birisinin de çok fazla okumamak olduğunu dile getiren Kavruk, “Çok okumaya hiç istekli değiliz. Okumadığımız içinde yeterince kelime hazinemiz birikmiyor. Kelime hazinesi birikmeyen şahıslar kendini ifade etmekte sıkıntı yaşıyor. İnsanlar kelimelerle düşünür. Kelimelerle hayallerini, duygularını, düşüncelerini, fikirlerini ifade eder. Kelimeleriniz yoksa bunları ifade etme imkanınız yoktur. Kelimelerde ancak çok okuyarak kazanılabilir. Okumadan kazanamazsınız” şeklinde konuştu.

 

Kavruk, yabancı kelime ve kavramları çok fazla kullanarak Türkçe’ye çok fazla yabancı kelime alındığına değinerek, “Bu daha önceleri de olmuş ama önceleri kelime almak biçiminde olmuş. Son zamanlarda kavramları da alıyoruz. Kuralları da alıyoruz. Dile yabancı kelimelerin girmesi çok fazla bir şey ifade etmiyor. Ama kurallar girerse dilin bozulmasına sebebiyet verir. Türkçe düşünüp, Türkçe konuşup, Türkçe anlaşabilme imkanımız varken başkalarının diline, kültürüne öykünerek, özenerek onların kelimelerini kullanmak, kavramlarını kullanmak bize çok fazla bir katkı sağlamayacak. Dilimizin yozlaşmasına, anlaşmadaki problemlere sebebiyet verecek” ifadelerini kullandı.

 

Türkçe’nin iyi bir anlaşma aracı olduğuna değinen Kavruk, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Hiçbir başka dile, hiçbir başka kelimeye ihtiyaç hissetmeden Türkçe ile anlaşabilme imkanına sahibiz. Fakat ‘başka dillerden kelime alarak bu işi yürütebilir miyiz?’ derseniz, kelime alınabilir. Ama kural olarak, kaide olarak, bir yöntem olarak başka dillere ihtiyacımız yoktur. Türkçe bize her şeyiyle yeter. Yazarlarımız derler ki ‘Türkçe ağzımızda anamızdan emdiğimiz süt gibidir.’ Dilimiz olmazsa hiçbir şeyimiz yok demektir. Dili olmayanın dini de olmaz. Dini anlayabilmek için de dil lazım. Eğer anlamak istiyorsak dilimize sağlıklı bir şekilde hakim olmamız gerekiyor.”

 

Dile giren her kelimenin Türkçeleşmiş bir kelime olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

 

“Ama bunun belli bir ölçüsü var. Ölçüsünü aşmamak gerekiyor. İngilizce gibi dünya dili olan bir dilin içerisinde bile, yüzde yirmi beş civarında İngilizce kelime vardır. Onun dışındaki her türlü malzeme dışarıdan alınmıştır. Dışarıdan giren kelimeler belki dili zenginleştirir ama bunun ölçüsünü iyi tutturmak lazım. Dili zenginleştirebilecek keyfiyette malzeme alabiliriz ama dili bozmaya yönelik herhangi bir hareket, davranış içinde bulunmamamız gerekir. Dilden kelime atmaya gerek yoktur. Arı dil diye bir dil de olmaz. Dünyanın en saf dili, en basit kabilelerin dilidir. İletişim içinde olduğunuz unsurlarla, iletişim içerisinde olduğunuz medeniyetlerle mutlaka kültürel alışverişte bulunmak durumundasınız. Kelime alışverişinde bulunmak durumundasınız. Bu da dilinize dışarıdan malzeme girmesi anlamına geliyor. Yabancı kelimelerin Türkçesi varken kullanılması gerekmez.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı