Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Türk Çoçukları ve Türk Gençliği Nereye Gidiyor ?5070 defa okundu

kategorisinde, 05 Haz 2017 - 12:50 tarihinde yayınlandı
Türk Çoçukları ve Türk Gençliği Nereye Gidiyor ?

 

Ülkemizin ziyneti, geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz, her karışı şehid kanıyla yıkanmış bu güzel ecdad diyarı vatanımızı teslim edeceğimiz; her biri pırıl pırıl bir gelecek vaat eden çocuklarımız ve gençliğimiz için neler yapıyoruz? Tarihi sorumlulukları, ülkemizin geleceğini edeceğimiz çocuklarımıza ve gençlerimize nasıl sahip çıkıyoruz?

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK: “Bütün ümidim gençliktedir.” derken,  Alparslan TÜRKEŞ gençlerin her birini Türk bayrağı olarak tanımlarken, Şehid Lider Muhsin YAZICIOĞLU gençliğe ülkemizin ziyneti ve bekası olarak bakarken bizler çocuklarımız ve gençlerimiz için ne yapıyoruz? Gençliğimize yönelik kurulan STK’lar kaç tane, bunlar hangi faaliyetleri yürütüyor, gençliğe ne katıyorlar? Bu gibi sorulara cevap bulmadan ve hiçbir şey yapmadan gelecekten beklenti içine girmek beyhudedir.

Çok fazla değil, sadece on bir yıl önce İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi geleceğimiz olan çocuklarımızla ilgili çarpıcı bir raporu Meclis Komisyonuna sunmuş ve şu hususlara dikkat çekmişti:

“Suçlu çocuklar her geçen gün daha fazla çeteleşme sürecine giriyor. On beş yıl öncesine dayanan ve sosyo-ekonomik sorunların ortaya çıkardığı bu olgu çözümlenmediği takdirde, on yıl sonra çok daha büyük organize suç potansiyeliyle karşı karşıya kalacağız. Üstelik o dönemde işlenecek suçların profili ve niteliği kapkaç suçlarını aratacak noktaya gelecek.”

Aradan geçen on bir yılda çocuklarımız ve gençlerimiz için ne değişti, diye sormak gerekiyor. Ne yazık ki Bakanlığın raporunda belirtildiği gibi işlenen suçların niteliği değişmiş kapkaç gibi suçların niteliğini aşmıştır. Bu ürpertici sonuçlar hakkında durup düşünmek gerekiyor.

Ülkemizde yaklaşık yedi milyon korunmaya muhtaç çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Bu çocukların çoğu ise çeşitli iş kollarında, çeşitli güvencelerden yoksun bir şekilde çalışmaktadır. Yine, sokaklarda yaklaşık 300 bin çocuk yaşamakta ve bu çocukların büyük bir kısmı başta Diyarbakır ve İstanbul olmak üzere sokaklar ve harabe gibi izbe yerleri mekân olarak tutmaktadırlar. Ve yine ne yazık ki bu sayı her geçen gün daha da artmaktadır. Ve yine bu çocukları çoğu karakollara düşmektedir. Karakollara düşen bu çocukların da yaklaşık yarısı uyuşturucu hap – özellikle bonzai- tiner ve bally gibi kimyasalların bağımlısıdır.  Bu çocuklara yönelik yeterli miktarda çocuk ıslah evinin olmaması, bu çocuklarımızı yine sokaklarla ve kendi makus talihleriyle baş başa bırakmaktadır.

Her zaman övündüğümüz, genç dinamik gücümüz olarak gördüğümüz çocuklarımız ve gençlerimiz ne yazık ki kendi kendileriyle baş başa ve sahipsizdir. Genç nesillerimizi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız ve ortaya çıkacak problemlerden herkes büyük zarar görecektir.  Gençliği olmayan bir ülkenin geleceği de olmaz. Dolayısıyla çocuklara ve gençliğimize sahip çıkmalı, sokaklara kayıtsız kalmamalıyız. Devletimizin de eğitim programlarını bu bağlamda yeniden gözden geçirip daha milli ve daha ahlaki değerlerin ön planda olduğu  bir program oluşturulması gereklidir. Aynı zamanda devletimizin çocuklar ve gençlerle ilgili çalışmaları sadece STK’lara bırakmaması, bu işe bizzat el atması, çocuklarımız ve gençlerimiz ile ilgili faaliyet gösteren dernek-vakıf gibi kuruluşları sıkı bir denetim altına alması gerekmektedir.

Sonuç olarak; gençliğimizin gitmesi demek, geleceğimizin gitmesi demektir. Karar sizin.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı