Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

“Sosyal Medya Hayatı Hem Olumlu Hem de Olumsuz Etkiliyor”100 defa okundu

kategorisinde, 25 Tem 2017 - 11:04 tarihinde yayınlandı
“Sosyal Medya Hayatı Hem Olumlu Hem de Olumsuz Etkiliyor”

İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vehbi Bayhan, sosyal medyanın hayatının insan hayatını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

 

İNÜHABER’e konuşan Bayhan, popüler bir iletişim aracı olan sosyal medyanın aslında internetin en fazla ve işlevsel olarak kullanıldığı bir platform olduğunu belirtti. Sosyal medyanın tanımlanması için küreselleşme kavramıyla ilinti kurulması gerektiğini dile getiren Bayhan, şöyle konuştu: “Biz sosyologlar toplumları tarım, sanayi ve bilişim toplumu olmak üzere üçe ayırıyoruz. Bilişim toplumunun temel omurgası internettir. İnternet aynı zamanda küreselleşme ve bilişim toplumu için bir araçtır. Türkiye’de bilişim toplumu kavramı yerine genellikle kullanılan bilgi toplumu kavramı yeni yapıyı tam olarak ifade etmiyor. Bilgiyi üretmek çok kolay değildir. Dolayısıyla enformasyon toplumu veya Türkçe söylemiyle bilişim toplumu kavramı bu yeni toplum yapısını daha iyi ifade ediyor. Yani enformasyon toplumunda, enformasyon internet vasıtasıyla anında iletiliyor ve erişiliyor. E-toplum ve e-devlet uygulamaları bilişim toplumunun somut göstergeleridir.  Türkiye, hem tarım toplumu ve geleneksel kültür, hem sanayi toplumu ve modernleşme, hem de bilişim toplumu ve post modernleşmeyi yaşayan yani her üç toplumsal yapıyı ve her üç kültürü birlikte yaşayan arafta bir toplumdur.”

 

Bayhan, Türkiye’nin sanayi çağından 150 yıl geride kaldığını kaydederek, “Dolayısıyla biz bilişim aygıtlarını aldığımız zaman sanayi çağını atlarız. Bilişim toplumuna yani enformasyon toplumuna geçeriz hedefi ve ideali vardı. Ama birdenbire bilişim toplumu aşamasına gelmek kolay bir iş değil. O dönemde yapılan bilişim yatırımlarıyla Türkiye bugün önemli bir aşamaya gelmiştir. Ancak Türkiye her üç toplum yapısını da bir arada yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye’nin internet ve sosyal medya aracılığıyla çağ atladığını zannettiğini dile getiren Bayhan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu bir yanılsamadır. Evet, sosyal medya insanların kendilerini ifade etmesini sağlayan en önemli aygıtlardan birisidir. Küreselleşme bağlamında internet ve sosyal medya vasıtasıyla anında birbirimizle haberleşiyoruz. Eskiden basılı gazeteyi alıp okuyorduk. Ancak şimdi İnternet ve sosyal medya sayesinde haberlere anında ulaşıyoruz. Sosyal medya hayatı olumlu yönde de olumsuz yönde de etkiliyor. Mesela aileler çocuklarının bütün eylemlerini ve davranışlarını sosyal medyadaki paylaşımlarından izleyebiliyorlar. Çocuğun hayat çok fazla röntgenlenmezse bu olumludur. Olumsuz boyutunda, sosyal medya bir taraftan röntgencilik bir taraftan da teşhircilik olgusunu ortaya çıkarıyor. Teşhircilik derken insanlar bütün yaşamlarını sosyal medyada sergilemek istiyorlar. Röntgen boyutunda da sürekli paylaşımların başkalarınca izlenmesi gerçeğidir. Kötü niyetli kişiler tarafından bu paylaşımların kullanılma riski mevcuttur. Ayrıca sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve belgeler silinse de internette sürekli kaldığı gerçeğinin de kimse farkında değildir. Sosyolojik analizlerde artık bilişim toplumunun ‘Gözetim Toplumuna’ dönüştüğü ifade edilmektedir. Herkes tarafından sosyal medya paylaşımlarımızla sürekli bir gözetim pratiğinin içindeyiz. Resmi kurumların gözetlemesi dışında şirketlerde sürekli tüketici davranışlarını gözetleyip kaydediyor ve reklam faaliyetlerini buna göre yürütüyor. Sosyal medyadaki paylaşım profillerinizden ve kredi kartı ekstrelerinizden tüketim profiliniz ortaya çıkartılarak hem sosyal medyadan hem de cep telefonunuza gönderilen reklamlarla tüketim davranışları yönlendiriliyor.” Bayhan, şu anda ekonomik yapıdaki bütün şirketlerin çağa uyması için mutlaka interneti ve sosyal medyayı kullanması gerektiğini belirterek, bunun artık bir zorunluluk ve gereklilik haline geldiğini söyledi.

 

“Sosyal Medya Sosyal İletişimi Zayıflatıyor”

Sosyal medyanın etkisinin gündelik hayatta gözlemlenebildiğini dile getiren Bayhan, şunları kaydetti: “Çiftler ya da aileler yemeğe çıktıkları zaman birbirleriyle konuşmuyorlar. Hepsinin elinde akıllı cep telefonu var ve sosyal medya kullanıyorlar. Sosyal iletişim zayıflıyor. Aynı şey evde de yaşanıyor. Evde herkes ayrı cep telefonundan ya da tabletinden internette sanal alemde geziyor. Ancak birbirleriyle diyalogları yok. Gerçekten de aşırı kullanıldığı zaman hem internet hem de sosyal medya bir bağımlılık oluşturuyor. Bağımlılık göstergelerinden birisi, sosyal medyaya sürekli girme isteği duyuyorsanız ya da sosyal medya hesaplarınızdaki hareketliliği sürekli merak ediyorsanız aslında bağımlı formuna gelmişsiniz demektir. Yemek yemiyorsanız ya da yemeğinizi oturup ailenizle birlikte yemiyorsanız bu özellikle çocuklar için geçerli, kendi odasında internette bilgisayar oyunu oynuyorken ya da sosyal medyayı sürekli kullanıyorken bilgisayar başında yemek yiyorsa ve internet nedeniyle uykusuz kalıyorsa bunların hepsi internet bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığının göstergelerindendir.”

 

Bayhan, internet bağımlılığı ve sosyal medya üzerine yaptığı çalışmalar bağlamında kolejlerden, ilkokul, ortaokul ve liselerden konferans vermeleri için teklifler aldığına değinerek, “Bu bağlamda, Gaziantep’te bir kolejde ve Malatya’da da çeşitli kolejlerin ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerine sosyal medya farkındalığı, sosyal medya bağımlılığı ve bilinçli internet kullanımı konusunda konferanslar verdim. Konferanslarımda çocuklara ve gençlere hangi internet oyunlarını oynadıklarını sorduğumda çoğunlukla şiddet içeren, çocuk ve gençlerin oynamaması gereken oyunlar oynadıklarını gördüm. Aslında kamusal alanlar olan internet kafelerde şiddet içeren oyunların oynatılması yasaktır” şeklinde konuştu.

 

“Ebeveyn ve Çocuklar İnternetin Olumsuzluklarına Karşı Bilinçlendirilmeli”

İnternet kafelerde yasak olmasına rağmen yasaklı oyunların oynatıldığını kaydeden Bayhan, şöyle konuştu: “Çocuklar bu şiddet içerikli oyunları sürekli oynadıkları için bilinçaltına yerleştirmekte ve uygun ortam olduğunda şiddet davranışını arkadaşlarına ve başkalarına uygulamaktadır. Bu olumsuz davranış örnekleri medyaya yansımaktadır. Özellikle ebeveynler başta olmak üzere çocuk ve gençlerin internet oyunlarının olumsuz etkilerine karşı bilinçlendirilmeleri önem taşımaktadır. Biz bu teknolojileri üretmedik ancak en fazla akıllı cep telefonu tüketen ülkelerden biriyiz. Teknolojiyi hayatı kolaylaştırmak için işlevsel kullanmak zorundayız. Aksi takdirde teknolojinin kölesi ve bağımlısı oluruz. İçinde yaşadığımız doğaya, insanlara ve kültürümüze yabancılaşmamak için interneti ve sosyal medyayı dozunda kullanmalıyız.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı