Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

SANATTA VE SALTANATTA YOKSUNLUK230 defa okundu

kategorisinde, 15 Eki 2019 - 09:34 tarihinde yayınlandı
SANATTA VE SALTANATTA YOKSUNLUK

Hiçbir zaman bir çağa ait hissedemedik . Hiçbir çağın insanı olamadık. Hangi çağda yaşasak ya geç kaldığımızı düşündük ya da erken geldiğimizi… Hep bir eksiklik hissederek kendimizi tamamlama yolunda arayışlara girdik. Hayatın aynılığından ürkerek icat ettiğimiz dünyalara sığındık. Sanatın eşsiz kollarında insana yaşattığı hisler, alıp bu dünyadan kopardı bizi, başka alemlere  yollayıverdi. Böylece insan ölümsüzlüğü buldu, iz bırakacak üretkenliği yeşerterek. Yıkımlar, kaoslar takip etse de, insanoğlu bir düzen kurup oyalanmanın binbir türlü yolunu buldu.

Çağların şartları hiçbir zaman mükemmel olmamıştır, her dönem kendi kavgasını iyisiyle kötüsüyle tamamlamıştır. Geçim kaygısı, soğuk-sıcak savaşlar, ekonomik gelişememeler ve belirsizlikler her dönem vaki olmuş, her dönemin sancısı olarak kalmıştır. Bu sebepler de yine hiçbir zaman şaheserler çıkmasına engel olamamıştır. Zira en güzel eserler en buhranlı süreçlerin ürünüdür. Çok az bir iyi niyetin çabasıyla sanatsal faaliyetler her çağda hüküm sürmüş ve geleceğin her çağına iz bırakmıştır, bırakacaktır.

Bazen yeni bir düzen kurmak için yıkımın en sert yüzü gerekebilir. Öncekiyle irtibatı koparmak, sil baştan inşa etmek ve tamamen olması gereken nitelikleri cepte tutarak.. Hatır  gönül ilişkisinden uzak durarak..

Sanatta yoksunluk, anlayış ve hürriyet kıtlığıyla beliriverir. Bir kalıba, bir düşünceye yahut bir siyasi zeminin arasına sıkıştırılarak geniş çerçeve yok edilir. Tek tip düşünceyi takip eden eserler üretilir. Baskının her alanda hissedilmesiyle sanat dallarının dalları kesilip alanı daralmaya ve ilhamın körelmesiyle de ısmarlama ürünler çıkmaya başlar. Düşünmenin ve üretmenin sınırları çizilmiştir.

Ruha iyi gelecek her şeyin gereksiz görüldüğü bu zaman diliminin içerisinde, insanı manen yüceltecek, estetik duyguların saklandığı sanatın gerekliliğinin fark edilmesi için çırpındılar, çırpınıyoruz. Ve elbette çırpınmaya devam edeceğiz. Ve yine her koşulda sanat emeliyle amel etmek temel düsturumuz olacaktır.

Saltanatta yoksunluk, yine anlayış ve hoşgörü kıtlığıyla beliriverir. Dayatılmak kelimesini iliklerine kadar hissettirir. Bir hakim unsurun yaşayışı, inancı, görüşleri tepeden aşağıya yansımaya başlar. İster istemez gelişmemiş ya da gelişememiş, gelişmeye direnen bizim gibi toplumlarda siyasi zemine göre sosyal hayatın şekillenme durumu olduğu için, bu yoksunluk tüm ahalide gözle görülür şekilde hissedilir.

Görünememiş olanı görmek adına sanatta azınlık olmak iyidir. Bazen yol göstericidir bazen sadece insana özgüdür. Azınlığın hakkını korumak, hakkı hakka teslim etmek içinse saltanatta olmak iyidir. Fakat ikisi bir arada olamayacağı gibi sanat her daim muhaliftir. Her iki alanın barışık bir ilişki kurabilmesi de sınırlandırılmaların zevaliyle mümkündür..  Ancak zamanlar içinde süregelen kısır döngü de hakimiyet daralmasının kabul görülmediğini ve mücadelenin yarınlarda da olacağını ne yazık ki haber vermektedir.

                                                                            DİPNOT

30 Eylül’de Malatya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu olarak perdelerimizi Dario Fo’ nun eserinden uyarladığım tek perdelik Her Hırsız Haydut Değildir oyunuyla açtık. Oyun gecesi izleyicinin enerjisi ve coşkusunu yüreğimizde hissettik. Zira her şeyden öte tiyatro gönüllülerinin ve izleyicisinin desteği emeklerimize değdiğini gösterdi. O akşam varlığıyla bize güç veren izleyicilerimize, başka şehirlerden iştirak eden dostlarımıza, her koşulda amacını tiyatrodan ayırmayan oyuncularıma geç kalınmış bir teşekkürü borç bilirim. Her şeyden öte sanat dallarının birini kendine uğraş edinmiş gençlerin neler yapabildiğine tanık olmak ve buna aracı olmak haklı bir sevinç yeşertti. Bu emelle nice sanat dolusu günleri de temenni ederek bir sonraki etkinliğimizde  görüşmek üzere …

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hatice Görgeç
Yorumlara Kapalı