Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

Şair Gerçeği Değil Münasip Olanı Söyler282 defa okundu

kategorisinde, 17 May 2017 - 12:03 tarihinde yayınlandı
Şair Gerçeği Değil Münasip Olanı Söyler

Rahmetli Süleyman Demirel, ‘Siyasetçi gerçeği değil münasip olanı söyler’ demişti. Sade siyaset de değil, her alanda, günlük yaşantının her ayrıntısında ‘’münasiplik ‘’ rağbet görür. Peki, neden münasip olan? İnsanoğlunun salt gerçeğin acziyeti karşısında duyduğu rahatsızlık, bilincin boyut aşma çabası insanı flu görünmeye itmiştir. Öyle ki çekindiği fotoğrafların görüntü ayarlarıyla oynamayı bile öğrenmiştir. Olduğu gibi görünmek korkusu göründüğü gibi olmaktan daha çok cazip gelmiştir belli ki.

Var olduğumuz süreçten itibaren insanoğlunun geliştirdiği sistemleri yaşam biçimlerini baz alarak ve daha geniş bir alana yayarak tastamam sübjektif olana da münasiplik uygun görülmüştür kanaatindeyim. Zira aşkta, sanatta, edebiyatta kulağa ve göze estetik gelebilecek, insanda duygusal bir taşkınlık, beğeni, heyecan oluşturacak her şeyde münasipliğin parmağı vardır.

Gerçeğin kuruluğu insanoğlunu yeni arayışlara itmiş, gerçeği perdelemek, biraz olsun gönle, göze, kulağa hitap etmek maksadıyla dile yahut vücuda gelenin şeklini değiştirmişlerdir. Aşkta, âşık maşuğuna yıldızları yere indirmekten, ona kurban olmaktan, yar saçına gurbet yapmaktan söz eder. Hakikatte bu mümkün müdür? Değildir fakat maşuğun ruhunda duygusal bir taşkınlık uyandırmak için bu vaatler münasiptir. Tahayyül olunduğunda, daha güzel bir çağrışım uyandırmak gayesiyle tüm estetik ve ulvi olanı sevgiliye yüklemek onun ruhunu okşamak ve belki de gizli amaç olarak sevgiliyi ve seveni ölümsüz kılmaktır münasip olan.

Sanatta her sanatçı hakikatı olduğu gibi değil, ruhunda nasıl bir titreşim bırakıldıysa kendi yorumuyla münasip bir şekilde yansıtır topluma.

Edebiyat bir edebi olanın, sahibince bir üslupla münasipliğin doruğa ulaştığı alanlardan biridir. Şüphesiz en değerli şahsiyetlerimizden olan Fuzuli ;  ‘ Aldanma ki şair sözü elbette yalandır ‘ der. Çünkü Fuzuli de şairdir ve mantıksal çıkarıma göre şairler gerçeği değil münasip olanı söyler

Edebiyatımıza konu olan Leyla ve Mecnun hikâyesini duymayan yok gibidir. Usta şairler maharetlerini bu âşıkların hikâyesini anlatırken sergilemek istemiş, en güzel betimlemeler, tamlamalar, süslü cümleler vb. dilin hazineleri devreye konularak adlarını ölümsüzler listesine yazdırmak istemişlerdir.

Fakat en iyi Leyla ve mecnun hikâyesinin Fuzuli’ye ait olduğu hususunda bilirkişiler hem fikirdir. Nihayetinde en münasibini Fuzüli yazmıştır. Her ne kadar devrinde selamını rüşvet olmadığı gerekçesiyle almamış olsalar da öldükten sonra kıymet bilmeyi münasip gören necip milletimiz selamını almakla kalmamış, onun eserlerini yaşatmış ve üslubunu, his dünyasını örnek almışlardır.

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı