Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

“Malatya ve Nakil Ekibiyle Gurur Duyuyorum”68 defa okundu

kategorisinde, 31 Tem 2017 - 13:47 tarihinde yayınlandı
“Malatya ve Nakil Ekibiyle Gurur Duyuyorum”

Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Organ Nakli Direktörü Prof. Dr. Şükrü Emre, Karaciğer Nakil Merkezinin İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz’ın destekleriyle daha iyi yerlere geleceğini kaydederek, “Malatya ve nakil ekibiyle gurur duyuyorum” dedi.

Karaciğer nakli konusunda yaptığı çalışmalar ve Türkiye’yi yurt dışında başarılı temsil etmesinden dolayı İnönü Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Emre, İNÜHABER’e yaptığı açıklamada, 1988 yılında Amerika’ya gittiğini amacının karaciğer translaptasyonu öğrenerek bu uygulamayı Çapa Tıp Fakültesinde kurmak olduğunu söyledi.

Emre, Amerika’da yaptığı başarılı çalışmalardan sonra orada kalmaya karar verdiğini belirterek, “Orada kaldığım zaman Türkiye’ye  yardım edeceğimi  çok iyi biliyordum. Bu arada Amerika’da bir çok Türk hekimine, karaciğer hastalıkları, anestezi, patoloji uzmanına yardım etme imkanım oldu” şeklinde konuştu.

 

Kendisini Malatya’ya bağlayan en önemli şeyin Prof. Dr. Sezai Yılmaz önderliğinde kurulan iyi bir ekibin olması olduğuna değinen Emre, “İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı karaciğer nakli merkezlerinden bir tanesidir. Bu da bana göre ekip çalışması öneminin en güzel örneğidir” dedi.

 

Emre, kendisini en çok mutlu eden şeyin karaciğer nakli konusunda Malatya’da kurulan önemli bir merkezin olması olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

 

“Karaciğer nakil merkezi rektör bey ve Sezai Beyin destekleriyle daha iyi yerlere gelecek. Daha çok alınması gereken mesafe var. Sayı olarak iyi bir noktada ancak akademik olarak da belirli seviyelere çıkmamız gerekir. Benim yardımlarım en çok bu konuda olacak. Bunu da hem Malatya için hem de nakil grubu için seve seve yapacağım. Çünkü burada idealist bir ekip oluşturulmuş. Bunlar sadece cerrahlardan değil başka branşlarda patolojisi, anesteziyoloji, pediatrik hepatolojisi ve hepatoloji gibi bölümlerde birlikte çalışan ve bu yola baş koymuş insanlar. Ben bu ekibin akademik olarak da ileriye dönük, bilimsel değeri daha fazla olan çalışmalar yapmaları ve bu konuda da dünyanın liderleri arasına girmelerini istiyorum. Bunlar olmayacak şeyler değil. Eminim bunları da yapacaklardır. Özetlersem, emin olun ben Malatya ve ekibiyle gurur duyuyorum.”

 

“Hastaları Sadece Karaciğer Hastası Olarak Görmüyoruz”

Gastroenterologların, aile hekimlerinin karaciğer hastalıkları uzmanlarının halkı bilinçlendirmeleri gerektiğini ifade eden Emre, karaciğer hastası olanların erken dönemde nakil merkezilerine yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Emre, hastaları sadece karaciğer hastası olarak görmediklerine değinerek, şunları kaydetti:

 

“Hastaları sadece karaciğer hastası olarak görürsek yaptığımız işlem yüzde 80 oranında bir şey ifade etmez. Hastaların vücudunda diğer organları ve bu arada bir de ruhu var. Hasta olmak kolay değil. Bu insanlarda hastalığa bağlı olarak bir de depresyon gelişebiliyor. Hastaların çevresindeki insanların bir nevi sorunları oluyor. Bunların hepsini bir bütün olarak incelemek ve hastaları ona göre tedavi etmek ideal bir sistem. Biz buna multidisipliner ekip çalışması diyoruz. Bu şekilde yaklaştığınız zaman sonuçlarınız da daha güzel oluyor.”

 

Kendilerine son dakika gelen hastalara yapacakları müdahalelerin kısıtlı olacağını belirten Emre, şöyle konuştu:

 

“Bize son dakikada gönderilen hastalardaki sonuçlar biz ne yaparsak yapalım iyi olmuyor. Nedeni, hastalar bize geldikleri zaman birçok organ sistemi yetmezliği gelişmiş oluyor. Buna bağlı olarak bu hastaları hayata döndürme enfeksiyonlarını önlemek, ciddi enfeksiyonları tedavi etmek gerekir. Bazılarında karaciğer yetmezliği oluştuğu için böbrek yetmezliği gelişiyor. Bazılarında beyinde ciddi hasarlar oluşuyor. Bunları geri döndürmek tabi ki de çok çok zordur ama bu hastalar bize erken dönemde gelseler bir şekilde kontrol altına alınırdı. Hasta erken tedavi altına alındığı için iyi sonuçlar alınırdı.”

 

“Hiçbir Ülke Organ Naklinde Yeterli Değil”

Dünyada hiçbir ülkede organ naklinin yeterli düzeyde olmadığına değinen Emre, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Dünyada hiçbir ülkede organ naklinin yeterli olmadığını düşünüyorum. Çünkü organ nakli yapabilmesi için organların olması gerekiyor. Bence kadavradan, yani beyin ölümü oluşmuş insanlardan alınan organlarla nakil yapmak çok güzel. Bu konuda ülkemiz çok geride. Özellikle batı ülkelerine göre çok daha geride. Örnek olarak, karaciğer için konuşuyorum, Avrupa’da ve Amerika’da yapılan karaciğer transplantasyonların yaklaşık yüzde 85-95’i beyin ölümü oluşmuş kadavra donörlerden yapılır. Türkiye’de ise yüzde 95’i canlıdan yapılıyor. Bu anlamda gelişmemiz gerekiyor. Bunun avantajı, canlıdan nakil çok güzel bir şey ama donörlerin de belli problemleri var. Şayet bu organların çoğu kadavradan gelecek olursa canlı donörlerin hayatlarını tehlikeye atmamış olacağız. Bu anlamda gelişmemiz gerekiyor. İkinci şık, hala ülke çapında kalite kontrollerinde belirli problemlerimiz var. Bunda tabi Sağlık Bakanlığının denetlemedeki görevi var. Bu görevlerin şu anda yeterli seviyede olduğunu düşünmüyorum. Bu kontrollerin daha da arttırılması gerekir.”

 

“Herkes Organ Naklinde Donör Olabilir”

Emre, herkesin donör olabileceğinin altını çizerek, “Özellikle kanser nedeniyle ölmeyen, diyelim ki bir kişi üç sene evvel mide, meme veya kolon kanseri hastalarını genelde donör olarak kullanmayız ama bir insan on beş sene evvel kanser ameliyatı geçirmiş hiçbir nüksü yok, bu insandan donör olabilir. Genellikle kanser hastalarına biz sıcak bakmıyoruz. Bunun bazı ayrıntıları var. Mesela cilt kanseri olan hastalar mutlaka donör olabilir ama cildinde melanom olan bir hasta kesinlikle donör olamaz. Bunun dışında her organ için bir tane donör bulabiliyoruz. Benim kullandığım seksen altı yaşında, doksan yaşına kadar donörler olabiliyor. Herkes donör olabilir” şeklinde konuştu.

 

İnsanlardan en büyük isteklerinin organ bağışı konusunda daha duyarlı davranmaları olduğunu dile getiren Emre, “İstiyoruz ki organlarınızı cennete götürmeyin. Cennet biliyor ki bu organlara burada ihtiyacımız var. Herkes organ donörü olabilir. Benim Türkiye’den de bildiğim birçok  olay var. Hastanın beyin ölümü oluşuyor, aileden istek geliyor, diyorlar ki ‘Organları bağışlayabilir miyiz?’ Biz istiyoruz ki bütün vatandaşlar böyle düşünsün ve organlarını bağışlasınlar ki sevdikleri insanların organları başka insanların vücudunda yaşayabilsin” şeklinde konuştu.

 

Emre, beyin ölümü gerçekleşen hastanın organlarının aile tarafından bağışlanmasıyla birçok hastanın tedavi edileceğini kaydederek, “Beyin ölümü gerçekleşen hastanın organını alırsak birçok hastaya hayat verebiliriz. Bu insanlara bir candan diğer cana verilebilecek en güzel şey. Bu anlamda daha pozitif düşünülmeli. İkincisi de hekimlerle konuştukları zaman bunları sormalarını, sorgulamalarını, ne olduklarını hekimlerden anlatmasını istemeleri gerekiyor. Onun yanında onlardan organ almaya gelen insanlardan açık açık konuşmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü konuşup anlaştıktan sonra insanların korkuları daha az olacaktır. Böyle düşünüldüğü zaman her şey daha kolay olacaktır” dedi.

 

“İnönü Üniversitesi Üst Düzey Bir Üniversite”

İnönü Üniversitesi kampüsünün çok güzel olduğunu ifade eden Emre, şunları kaydetti:

 

“Üniversitede akademik olarak iyi şeyler yapıldığını duydum. Tabi hepsini görmem mümkün değil. Temas kurduğum hekimlerle ilgili söyleyebilirim ki hepsinin bilgisi, becerisi son derece iyi. İnönü Üniversitesi gerek Amerika olsun gerek Avrupa olsun birçok ülkeyle yarışacak durumdadır. Başka branşlarda neler olduğunu görme imkânım olmadı tıp alanında söylüyorum bunu. Bunun yanında ekiplerimiz var. Bunların başında da ekip çalışması geliyor. Diğer gittiğim üniversitelere göre Malatya iyi bir yerde. Üst düzey bir üniversite. Fedakarca halka hizmet veren bir kuruluş olarak gördüm.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı