reklam
BIST12.214
DOLAR49,22
EURO55,05
ALTIN6.569
BITCOIN4.034.457
14° MALATYA
reklam
Birgül KORKMAZ
Birgül KORKMAZ
06 Ekim 2026 · 429 okunma

Sen Sus, Allah’ın Adaleti Konuşsun

Sen Sus, Allah’ın Adaleti Konuşsun

İlahi Adalet: Terazi O’nun Elinde

Hayat bazen insanı öyle karmaşık, öyle içinden çıkılmaz yolların ortasında bırakır ki, kişi kendisini adeta bir çıkmazın içinde hisseder.

Uğradığımız haksızlıklar, sırtımızdan vurulduğumuz anlar, hiç hak etmediğimiz ithamlar ve susturulmaya çalışıldığımız zamanlar… İnsan böyle anlarda doğal olarak sesini duyurmak, haklılığını ispat etmek ve yapılan yanlışın bir an önce karşılığını bulmasını ister.

Çünkü insanız…

Canımız yanınca hesap sormak, haksızlığa uğrayınca hakkımızı almak isteriz. Yanlış yapanın bedel ödemesini, adaletin hemen tecelli etmesini bekleriz.

Fakat hayat bize her zaman adaleti bizim istediğimiz zamanda ve bizim istediğimiz şekilde göstermez.

İşte tam da burada **ilahi adalete olan inanç** devreye girer.

Çünkü gerçek teslimiyet, her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçip Allah’ın adaletine güvenebilmektir.

Unutmayın; sizi gerçekten tanıyan, içinizi dışınızı bilen yalnızca Allah’tır.

Sizin kimseye anlatamadığınız acılarınızı, geceleri içinizde büyüttüğünüz kırgınlıklarınızı, söyleyemediğiniz cümleleri, gözünüzden akmayan gözyaşlarını bile O bilir.

Bazen insan kendisini anlatmak için kelimeler arar. Oysa Allah’ın huzurunda kelimelere bile ihtiyaç yoktur.

Çünkü O, söylenmeyeni de bilir.

Davayı Allah’a Havale Etmek

Bir meseleyi kalben Allah’a havale etmek, yaşadığın haksızlığın peşini tamamen bırakmak değil; o davanın hükmünü Allah’ın adaletine teslim etmektir.

“Ya Rabbim, ben burada acizim. Sen en adilsin. Benim bilmediğimi Sen biliyorsun. Benim göremediğimi Sen görüyorsun. Hakkımı ve yaşadıklarımı Sana bırakıyorum.”

İşte asıl huzur, tam da bu cümlede başlar.

Çünkü insan sürekli “Ne zaman hesabı sorulacak?”, “Ne zaman ortaya çıkacak?”, “Ne zaman haklı olduğum anlaşılacak?” diye düşünürse, aslında kendi yarasını sürekli yeniden kanatır.

Geçmişi tekrar tekrar yaşar.

Kırgınlığını büyütür.

Öfkesini besler.

Ve en önemlisi, kendi huzurunu başkasının yaptığı haksızlığın insafına bırakır.

Oysa bazen yapılması gereken tek şey, direksiyonu bırakmaktır.

Vekâleti Allah’a vermektir.

Hiçbir Haksızlık Karşılıksız Kalmaz

Kâinatta hiçbir şey başıboş değildir.

Bir yaprağın yere düşüşünde bile bir düzen, toprağın içindeki küçücük bir tohumun güneşe doğru yükselişinde bile kusursuz bir hikmet vardır.

Hayatın tamamı görünmeyen bir düzen içerisinde ilerler.

Biz bazen yalnızca bugünü görürüz.

Allah ise dünümüzü, bugünümüzü ve yarınımızı bilir.

Bu nedenle bazı şeylerin neden hemen olmadığını anlayamayabiliriz.

Bazen bir haksızlık karşısında “Neden hiçbir şey olmuyor?” diye sorarız.

Oysa belki de hiçbir şey olmuyordur değil…

**Sadece bizim gördüğümüz zamanda olmuyordur.**

Çünkü ilahi adaletin bir zamanı vardır.

Ve o zaman geldiğinde insan bazen hiçbir şey yapmadan, hiçbir kapıyı çalmadan, hiçbir hesap sormadan gerçeğin nasıl ortaya çıktığına şahit olur.

Hani insanın canı yanar da içinden,

**“Elbet bir gün…”**

der ya…

İşte o “bir gün”, bazen insanın değil, ilahi adaletin günüdür.

Sen Kalbini Temiz Tut

Bize düşen, haksızlık karşısında susup her şeyi sineye çekmek değil; hakkımızı ararken kalbimizi kin ve intikamın esiri yapmamaktır.

Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkar ama bıraktıkları öfkeyi yıllarca içimizde taşırız.

Oysa bize kötülük yapan birinin cezasını düşünerek yaşamak, aslında o kişiye hayatımızda gereğinden fazla yer vermektir.

Bırakın…

Hesabı siz tutmayın.

Teraziyi siz kurmayın.

İntikamın peşine düşüp kendi huzurunuzu tüketmeyin.

Duanızı edin.

Hakkınızı Allah’a havale edin.

Ve yolunuza devam edin.

Çünkü mülkün de terazinin de sahibi bellidir.

**O’nun terazisi şaşmaz.**

Ne bir zerre eksik tartar ne de bir zerre fazla…

Belki bizim istediğimiz gün olmaz.

Belki bizim beklediğimiz şekilde gerçekleşmez.

Ama Allah’ın adaletine güvenen insan bilir ki hiçbir gözyaşı karşılıksız, hiçbir ah karşılıksız, hiçbir haksızlık da sonsuza kadar cevapsız kalmaz.

Bu yüzden bugün canınız yanıyorsa kalbinizi yormayın.

Kendinizi anlatmak için herkesi ikna etmeye çalışmayın.

Sizi anlamayanlara kendinizi tüketerek anlatmayın.

Bazen en güçlü cevap sessizliktir.

Bazen en büyük teslimiyet, “Ben bu meseleyi Allah’a havale ettim” diyebilmektir.

Ve bazen insanın yapabileceği en doğru şey, omuzlarındaki yükü yere bırakıp hayatına devam etmektir.

**Çünkü terazi O’nun elindedir.**

Siz kalbinizi temiz tutun.

Duanızı edin.

Sabredin.

Gerisini ilahi adalete bırakın.

Çünkü bazı hesaplar insan eliyle değil, **ilahi adaletin şaşmaz terazisinde** görülür.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Birgül KORKMAZ — diğer yazıları

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.