Vahap SELAĞZI
Malatya’da Deprem Sonrası İkinci Büyük Yıkım: Belirsizlik ve Mağduriyet
31 Ocak 2026 05:136 Şubat depremleri Malatya’da sadece binaları yıkmadı. Hayatları, düzeni, ticareti, umutları da yerle bir etti. Aradan geçen zamana rağmen şehirdeki en büyük yıkım artık beton değil; belirsizlik, gecikme ve adaletsizlik hissidir.
Deprem mağduru vatandaş için en büyük beklenti şuydu:
“Evimiz yıkıldı ama devletimiz yeniden yapacak.”
“Dükkanımız gitti ama işimizi yeniden kuracağız.”
Ne yazık ki sahadaki tablo, beklenti ile gerçek arasında derin bir uçurum olduğunu gösteriyor.
Geciken İnşaatlar, Başlanmayan Yerler
Emlak Konut ve TOKİ tarafından yapılması planlanan konut ve işyerlerinin bir kısmı hâlâ tamamlanmış değil, bir kısmına ise henüz başlanmamış durumda. İnsanlar iki kışı konteynerde geçirdi, üçüncüsüne girenler var. “Az kaldı, yakında teslim” denilen projeler, depremzedeler için artık bir teselli cümlesine dönüştü.
Evini kaybeden bekliyor.
Dükkanını kaybeden bekliyor.
Rezerv alanda kalan ise ne zaman başlayacağını bile bilmeden bekliyor.
Bu bekleyiş sadece zaman kaybı değil; ekonomik çöküş ve psikolojik yıkım demek.
Büyük İşyerinden Küçücük Dükkâna
Deprem öncesi çarşı merkezinde geniş metrekareli işyeri olan birçok esnaf, deprem sonrası neredeyse 1/3 hatta 1/4 büyüklüğünde dükkânlara yönlendiriliyor.
Bu sadece bir metrekare küçülmesi değildir.
Bu;
Stok alanının kaybı,
Müşteri kapasitesinin düşmesi,
İş hacminin daralması,
Yılların emeğinin küçülmesi demektir.
Bir esnafın dükkânı küçülürse sadece işyeri küçülmez, geçimi küçülür, umudu küçülür.
Merkezden Uzaklaştırılan Hayatlar
Deprem öncesi şehir merkezinde evi ya da dükkânı olan vatandaşlara, yeni yerlerin çoğu zaman Bahçebaşı, İkizce gibi merkeze 10–20 kilometre uzak bölgelerde verilmesi de ayrı bir mağduriyet doğuruyor.
Merkezdeki bir esnafı şehir dışına taşımak, ona dükkân vermek değildir;
müşterisinden, çevresinden, ticari hafızasından koparmaktır.
Aynı durum konutlar için de geçerli. İnsanlar sadece ev değil; mahalle kültürünü, komşusunu, alışkanlıklarını kaybetti. Şimdi de şehrin dışına savruluyorlar.
Bu bir yer değişikliği değil, hayat düzeninin kökten bozulmasıdır.
Rezerv Alan Belirsizliği
Bazı vatandaşların mülkleri rezerv alanına girdi, ancak hâlâ fiilen bir çalışma yok. İnsanlar ne yıkımın netliğini biliyor ne yapımın tarihini. Arada kalmış bir hayat yaşıyorlar.
Ev yok.
Dükkan yok.
Başlama tarihi yok.
Bu belirsizlik, deprem travmasının üstüne ikinci bir travma oluşturuyor.
Konteynerden Çık Deniyor, Gidecek Yer Yok
Belki de en can yakıcı konulardan biri:
Konteynerde yaşayan, henüz konutu ya da işyeri teslim edilmemiş depremzedelere boşaltma baskısı ve tebligatlar.
Sormak gerekiyor:
Teslim edilmemiş bir konutun sahibi, konteynerden çıkınca nereye gidecek?
Bu durum, mağduriyeti azaltmak yerine derinleştiriyor. İnsanlar evsiz kalma korkusunu yeniden yaşıyor.
Sonuç: Fiziki Yıkım Bitti, Sosyal Yıkım Sürüyor
Malatya’da binalar yapılıyor olabilir. Ama adalet duygusu, planlama dengesi ve insan odaklı yaklaşım aynı hızda inşa edilmiyor.
Depremzede vatandaşın beklentisi lüks değil:
Zamanında teslim,
Hakkına uygun metrekare,
Merkeze erişilebilir yaşam alanı,
Belirsizlik yerine netlik.
Bunlar sağlanmadıkça Malatya’da sadece şehir değil, toplum da toparlanamayacak.
Burada altını çizmek istediğimiz en önemli husus şu ki; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’un 11 ilde olduğu gibi Malatya’da da devlet imkânlarını seferber ettiği bir gerçektir. Ancak Malatya özelinde yaşanan sorun, kaynak eksikliği değil; yerel ihtiyaçların doğru analiz edilememesi ve sahadaki problemlerin karar verici makamlara yeterince sağlıklı aktarılamamasıdır. Temennimiz fazla mağduriyetlere sebep olmadan bu önemli hususları göz önüne alarak daha hakkaniyetli ve hızla sonuca ulaşmasıdır. Nene Hatun'nun şu sözünü hatırlayalım: " Bir çocuk anasız büyür ama VATANSIZ büyüyemez." Yüce Rabbim Devletimize zeval vermesin, Albayrağımızı her daim dalgalandırsın, Ezanlarımız hiç susmasın.
Bu yazıda şimdilik bu başlıklara değindik.
Gelecek yazımızda ise imar sorunları, imar uygulamaları ve son çıkan genelgelerin vatandaşlara doğuracağı büyük sıkıntıları ele alacağız.
Çünkü Malatya’da sorun sadece yıkılan binalar değil,
yanlış planlanan bir yeniden yapılanma sürecidir.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
