Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

Kurmançlar Kimlerdir ?5105 defa okundu

kategorisinde, 04 Mar 2017 - 12:02 tarihinde yayınlandı
Kurmançlar Kimlerdir ?

KURMANÇLAR KİMLERDİR?

 

Bugün ülkemizde “Kürt” adı altında toplanan toplulukların başında Kurmançlar gelmektedir. Esasen ülkemizde “Kürt” olarak adlandırılan kütlenin yüzde 95’ini de Kurmançlar teşkil etmektedir.
KURMANÇLAR KİMLERDİR?

Peki, bu Kurmançlar kimdir?

Kürtçü çevrelerin ve Batılı araştırmacıların Kurmançlar (1) hakkında net bir görüşü yoktur. Birçok farklı ve temelsiz iddialar ortaya atılmışsa da, ilerleyen satırlarda göreceğiniz gibi, bunların hiçbir maddi temeli yoktur ve tamamen uydurmadır. Çünkü Kurmanç topluluklar ve aşiretlerin tarihî bir derinliği olmadığı gibi Antik Çağ’da Kurmanç kelimesine benzer herhangi bir kelime bile bulunmamaktadır.

Açıkçası; Kurmanç kelimesinin Antik Çağ’a yamanması, Kürt kelimesinin yamanmasından daha zordur. Hatta eldeki veriler bunu bütünüyle imkânsız kılmaktadır. Burada yeni bir millet inşa etmek isteyen Batılı çevrelerin, neden daha fazla nüfus teşkil eden Kurmançların yerine, “Kürt” kelimesini tercih ettiğini de anlamış bulunuyoruz. Çünkü Antik Çağ’da Kürt kelimesi ile az da olsa benzeşen bazı isimler var. Ama Kurmanç kelimesi ile benzeşen hiçbir kelime yok…

Örneğin Kürdoloji’nin babası olarak adlandırılan V. Minorsky, “Kurmanç kelimesinin menşei bilinmemektedir” dedikten sonra, “Acaba bu Kürt ismi ile bir diğer medya kabilesi isminin terkibi midir?” diye sorar. (2)

Soruya cevabı birlikte arayalım…

Etimoloji

Kurmanç kelimesinin Kürtçede bir karşılığı yoktur. Farsçada, Arapçada ya da komşu dillerin herhangi birinde de anlamına rastlamıyoruz.

Bazı çevreler, bu kelime hakkında bazı yakıştırmalar yapmışsa da, bunları ciddiye almak mümkün değildir.

Bunlardan birisi az önce aktardığımız V. Minrosky’e (3) aittir. Onun Kurmanç kelimesine getirdiği izahatı Nikitin’den dinleyelim:

“Köken son eki olan –c’yi atan Minorsky, kalan bileşikte birinci unsuru Kur(d) olarak, ikinci unsuru da Medya ya da Manna’lılar/mantianoi ile ilgili görmektedir.” (4)

Nikitin’e göre, bu “ustaca bir varsayım”dır. (5)

Bu görüşe Faik Bulut da katılmaktadır; çünkü ona göre bu “haklı bir varsayım”dır.(6)

Ama adı üzerinde sadece bir “varsayım”dır ve açıkçası bize göre ipe-sapa gelir bir tarafı yoktur.

Kürtçülerin Ape Musa dedikleri Musa Anter’in tezi daha ilginçtir. Ona göre, Farslar “Kürd” kelimesini “Gürd” şeklinde aldılar. Araplar da “Gürd” kelimesini Farsçadan aldı ve “Kürt” yaptılar. Ve çoğul olarak “Kürtler” anlamında “ekrad” dediler. Daha sonra Farslar, “Kürt” sözcüğünü Araplardan alıp “Kürdman” şekline soktular. Zamanla bu kelime bozularak “Kırmanç” halini aldı. (?!) (7)

Peki bu izahın ipe-sapa gelir bir yanı var mıdır?

Kurmanç kelimesini Marr ise daha değişik şekilde yorumlamıştır. O, Kurmanç kelimesi ile Ermeni kelimesi arasında bir yakınlık görmüştür. Ermeni/Harmen/Kar-menç/Kar-menç/ Kurmanç.(8)

Kurmanç kelimesi hakkında en tutarlı görüş, tespit edebildiğim kadarıyla, Emekli Vali Kemal Yavuz tarafından geliştirilmiştir.(9) Bu görüş, Dr. Mahmut Rışvanoğlu (10) ve Ömer Özüyılmaz (11) tarafından da kabul edilmiştir.

Buna göre, kelimenin kökeni “Gur”dur. Bilindiği gibi “Gurluk” Türklüğün kadim isimlerinden biridir. “Gur Türkleri” tarafından Afganistan’da kurulan bir devletin varlığına bütün tarihî kayıtlar şahitlik etmektedir. “-man” eki ise tıpkı “şiş+man”, “koca+man” kelimelerinde olduğu gibi, Gur ismine eklenmiş, kelime “Gur+man” haline gelmiştir. “Türk+men” de tıpkı bunun gibi oluşmuş bir kelimedir.

Sondaki “-ç(i)” takısı da büyük olasılıkla konuştukları dili ifade etmek için eklenmiştir. Bilindiği üzere, Türkçede bir topluluğun dilini ifade etmek için de “-çe” ve “-ça” takıları kullanılmaktadır.

“Gur” Türkçede “ulu-büyük” demektir. Gurhan, “Büyük Hakan” anlamına gelir. Moğol Hakanı Temuçin, “Cengiz” lakabını alınca, önce dostu, sonra rakibi olan Camuka da “Gurhan” unvanını almıştı.(12)

Saka Türklerinin bir şehrinin adı, Sevan Gölü’nün doğusu ve Gence arasındaki, “Gurdman-Gardman”dır.(13)

Türkçede “Kurmanç” kelimesine en yakın kelime, “Kurman” kelimesidir. Kaşgarlı Mahmut, “Kurman” kelimesinin Oğuz ve Kıpçak Türklerinde (14) “ok ve yay konan kap, gedeleç, yaylık” manasına gediğini söyler. (15)

Yine Kaşgarlı Mahmut’un kayıt altına aldığına göre,(16) Kuman-Kıpçak Türklerinin oymaklarından birinin adı da Kurman’dır.(17)

Geçmişte olduğu gibi, bugün Orta Asya’da birçok kişi adı Kurman’dır. (18)

“Kurmanç” kelimesindeki “-n” ve “-ç” seslerinin peş peşe gelmesi de tamamen Türkçenin bir özelliğidir. İstenç, kıvanç, güvenç gibi “-n” ve “-ç” takısı ile oluşturulan kelimeler dünya dilleri üzerinde sadece Türkçede vardır.

Kürt lehçelerinden ve topluluklardan bir kısmını ifade etmek için kullanılan Gurani kelimesi de Türkçedir. Şöyle ki; Gur, bilindiği gibi bir Türk boyudur. Sondaki “-an” ise ön Türkçede ve Farsçada çoğul ekidir ve “-ler, -lar” anlamı katmaktadır. (19) Bu ek aynı zamanda “-lı”, “-li” ekine de karşılık gelmektedir. “-i” takısı da bu topluluğun kullandığı dili ifade etmek için kullanılmıştır.

Yani Guran, Gurlar ya da Gurlu; Gurani Gurların kullandığı dil-lehçe anlamına gelmektedir.

Özetle; Kurmanç adı üzerinde yapılan birçok çözümleme (!) varsa da, bunların ciddiye almak mümkün değildir. Kurmanç adı, esasen “Gur” ismi ile “man” kelimesinin birleşmesinden oluşmuştur. Tıpkı Türkmen kelimesindeki “Türk” ve “men” gibi…(20)

Peki, Gur ismi nasıl olmuş da Gurmanç kelimesine dönüşmüştür. Bu konuda kesin bir şey söylemek zordur. Büyük olasılıkla, bölgede yaşayan Türkmenlere bakarak Gurlara, “Türk+men” deki gibi, “Gur+man” denildi. Sondaki “-ç” eki de konuşulan dili ifade için eklendi ve “Gurmanci” haline dönüştü. Bildiğimiz gibi, Türkçede, bir topluluğun konuştuğu dil, “-çe” ve “-ça” ekleri ile ifade edilir.

Zazalar arasında birçok mesaisi bulunan bu satırların yazarı, Zazaların, Kurmançlardan bahsederden “Gur” diye bahsettiklerine sonsuz sayıda şahit olmuştur. Çünkü Zazalar kendi dillerinde, Kürtlere yöreden yöreye “Kırdas”, “Gur” veya “Gurmanç” derler ve kendilerini bu topluluktan ayırırlar. (21)

Esasen dilbilim açısından olduğu kadar tarihî ve coğrafi dayanaklarla da (Sugûr; Türklerinin Abbasîler zamanında bugün Kurmançların yaşam alanlarına yerleştirilmesi) desteklenen bu teori, gerçeğe en yakın olanıdır. Bilimsel açıdan daha iyi bir izah getirilmediği müddetçe, bunu kabul etmek gereklidir.

Kaldı ki, bu teori sosyolojik açıdan da desteklenmektedir.

Şimdi de bunlara değinelim.

Tarih ve Sosyoloji

Gur’luk esasen Türklüğün esas adlarından biridir. Hem tarihî vesikalarda ve hem de günümüzde bir kısım Türk toplulukları “Gurlar” adıyla tanınır. Gurluk, değişik Türk boylarına ad, ön ad ya da son ad olmuştur. Örneğin;

• Gur
• Uygur
• Sugur
• Asgur
• Beşgur
• Başgur
• Belgur
• Ogur
• Finogur
• Ongur
• Bulgur
(Mesûdî Bulgar’a Bulgur der)
• Hunugur (Hungar-Macar)
• Salgur
• Guran
• Kongur
• Gurgan
• Kuturgur
• Utrigur
• Kutrigur
(Bir Hun aşireti) bunlardan bazılarıdır. (22)

Bugünkü Kurmanç olarak adlandırılan toplulukların Gur adındaki bir Türk boyundan geldiği, sadece kelimeler arasındaki benzerlikle değil, tarihî kayıtlarla da desteklenmektedir.

Açıklayalım:

Tarihte Gur diye bir Türk boyu kayıtlara geçmiş ve bu Türk boyu sonraki yıllarda Gurlular adıyla bir devlet kurmuştur. 1206-1526 yılları arasında 320 yıl boyunca Afganistan’ın Gur bölgesinde, Gurlular adıyla kurulan devletin ahalisi, tamamen Türk’tür.

Eldeki bilgilere göre, bu devleti Türk Hakanı Gazneli Mahmut’un valisi Muhammed Han, Herat ile Gazne arasındaki bölgede kurmuş –ki coğrafya eserlerinde buraya “Gur ülkesi” denir- sonra da Muhammed Gur Han adını almıştır.

Bu devlet, Sultan Sencer tarafından ortadan kaldırılmıştır. Ancak Sultan Sencer’in vefâtından sonra Gurlular yeniden bağımsızlıklarını elde etmişlerdir.

Genel olarak Gurlar, Herat’ın doğu ve güneyinden geçen kervanları vurmak ve savaşmakla hayat sürmüşlerdir. (23)

Dönemin bütün kaynaklarında Gur’lar Türklerin bir boyu olarak gösterilmiştir. Örneğin Mesûdî, Murûc el Zeheb’de; (24) Yakût el-Hamavî, Mu’cem el-buldan’da; (25) İstahrî, Mesâlik el-memâlik’de; (26) İbn Havkal, Sûrat el-arz’da, (27) Ebû Zeyd el-Belhî, el-Bed ve’tarih’de Gurların bir Türk boyu olduğunu ifade etmişlerdir.

İbn-i Haldun ve İbn el Esir de, “Gur Türkleri”nden bahseder. Müneccimbaşı ise Gurları, Hita Türklerinden sayar. (28)

Gur Türklerinin torunları hâlâ Afganistan, Doğu İran ve Türkmenistan’da yaşamaktadır. Afganistan ve Doğu İran’daki Gur Türkleri Farsça ağırlıklı Kurmanç lehçesi ile konuşurken, Türkmenistan’daki Gurlar Türkmence konuşmaktadır. (29)

Ömer Özüyılmaz‘a göre; Kürtler İran’a 5. yüzyılda gelmişken Kurmançların Batı İran’a, Irak’a ve Anadolu’ya gelişleri Türklerin İslâmiyet’i kabulünden sonra, yani 9. yüzyıldan sonra olmuştur.(30)

Gur Türklerinin Anadolu’ya gelişleri de yine tarihî kayıtlarda mevcuttur. Buna göre, Abbasîler, İslâm-Bizans savaşlarında tampon bölge olan Fırat havzasına yerleştirilmek üzere savaşçı özellikleri ile maruf Türk boylarını Kafkasya, İran, Türkistan, Karadeniz’in kuzeyi, Musul, Bağdat ve El-Cezire’den akın akın getirmişlerdir. (31)

Arap kaynaklarında “Avasım” olarak adlandırılan bölgenin ön hattı, yani Arap-Bizans sınırı, “Sugûr” adı ile ifade edilen savaşçı Türk boylarına teslim edilmiştir. Yani “Sugûr bölgesi”, Tarsus’tan başlayarak Adana, Misis, Maraş, Malatya, Ahlât hattını takip ederek kuzeyde Erzurum’a kadar uzanmakta, geride Urfa, Mardin, Bitlis hattına kadar gelmektedir. (32)

Arkada kalan ve Avasım olarak adlandırılan kesimlere; Urfa, Mardin, Siirt taraflarına ise “başıboş, yağmacı Arap kavimlerinin” yerleştirildiği(33) tarihî kayıtlara geçmiştir. Bu kayıtlar, bugünkü sosyolojik duruma da harfiyen uymaktadır.

Sugûr kelimesi Türkçedeki “su” ile “gur” kelimelerinin birleştirilmesinden oluşturulmuştur.

Su, eski Türkçede “asker” demektir. Gur, ise bildiğimiz gibi bir Türk boyudur. Sugûr olarak adlandırılan bölgeye savaşçı Türk boylarının yerleştirilmesi isim olarak da tarihsel ve coğrafi bilgilere uymaktadır.

Bizans-Abbasî savaşlarında en çok zararı tampon bölgede bulunan bugünkü Kurmançların ataları Sugûr Türkleri görmüş ve bunlar dağlık alanlara çekilmek zorunda kalmışlardır.

Bugün söz konusu alanların Kurmançların yaşam alanları olması; Urfa, Mardin, Siirt taraflarında ise Kurmançların Araplar ile karışık halde yaşaması, tarihe ve coğrafyaya da uymaktadır. Bugün çarşaf çarşaf ortaya saçılan haritalarda gösterilen sözde Kürdistan sınırları ile Sugûr Türklerinin yerleşme alanları neredeyse bire bir örtüşmektedir.

Yine şunu da bilhassa belirtmek gerekir ki, ülkemizde “Kürt” adı altında toplanan toplulukların %95’i kendisini Kurmanç olarak ifade eder ve Kurmanç lehçesiyle konuşur. (34)

Kürt kelimesi ise, Kurmanç toplulukları ifade etmek için yakın dönemde yaygınlaşmıştır. (35)

İlginç bir detay; Ahmet Hani de yazmış olduğu Mem ve Zin adlı eserinde “Kurmanç” adını kullanmıştır.

Sonuç

Kurmançların etnik kökenini aramaya buradan başlamak gerekir ama ülkemizde yaşayan Kurmançların tamamını bu Gur Türklerinin torunu olarak görmek yanıltıcı olur. Çünkü Kanuni ve Yavuz dönemlerinde bölgeye yerleştirilen Kürtleri ve Kurmançlaşan Türkmen aşiretlerini de gözden kaçırmamalıyız.

Özetlersek; Kurmançlar, Gur Türklerinden itibaren değişik dönemlerde bölgeye yerleşen Türk soylu kitlelerden ibarettir. (36)

* 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü DYÇ Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

DİPNORLAR
(1) Kelimenin aslı, Gurmanç olsa da, genelde Kurmanç olarak yaygınlaştığı için biz de bu şekilde kullandık.
(2) V. Minorsky, İslâm Ansiklopedisi, Kürtler Maddesi
(3) V. Minorsky, İslâm Ansiklopedisi, Kürtler Maddesi
(4) Bazil Nikitin, Kürtler, 1/38
(5) Bazil Nikitin, Kürtler, 1/38
(6) Faik Bulut, Kürt Dilinin Tarihçesi, s.238
(7) Mehmet Eröz, Atatürkçülük, Milliyetçilik, Doğu Anadolu, s.136
(8) Bazil Nikitin, Kürtler, 1/43
(9) Edip Yavuz, Tarih Boyunca Türk Kavimleri, s.103
(10) Mahmut Rişvanoğlu, Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm, s.14
(11) Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.260 vd.
(12) Edip Yavuz, Tarih Boyunca Türk Kavimleri, s.106
(13) Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.160
(14) Mehmet Eröz, Atatürkçülük, Milliyetçilik, Doğu Anadolu, s.136
(15) Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, s.172
(16) Laszlo Rasonyi, Türk Devletinin Batıdaki Varisleri ve İlk Müslüman Türkler, TKAE Yayınları, Ankara 1983, s.18
(17) Mehmet Eröz, Atatürkçülük, Milliyetçilik, Doğu Anadolu, s.136
(18) Mehmet Eröz, Atatürkçülük, Milliyetçilik, Doğu Anadolu, s.136
(19) Mahmut Rişvanoğlu, Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm, s.13
(20) Kurmanç kelimesini daha sonra dil bölümünde detaylı şekilde inceleyeceğiz.
(21) http://tr.wikipedia.org/wiki/Zaza
(22) Edip Yavuz, Tarih Boyunca Türk Kavimleri, s.113; Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.252; Mahmut Rişvanoğlu, Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm, s.11
(23) C. E. Bosworth, “Erken İslâm Dönemi Gur Tarihi”, Çev: Abdulhalik Bakır-Pınar Koçoğlu (Ülgen), Abdulhalik Bakır, Ortaçağ Tarih ve Medeniyetine Dair Çeviriler, Ankara 2008, 438, 442
(24) Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, TKAE Yayınları, Ankara 1985, s.56
(25) Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, s.128
(26) Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, s.154
(27) Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, s.171
(28) Mehmet Eröz, Atatürk, Milliyetçilik, Doğu Anadolu, s.194
(29) Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.254
(30) Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.252
(31) Bu Türk boyları Gurlar başta olmak üzere, Özbek, Tatar, Türkmen, Kalaç, Oğuz, Döğer ve Kıpçaklardır.
(32) Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, s.75
(33) Ömer Özüyılmaz, Gurmanç ve Kürtlerin Kökeni, s.252
(34) Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, s.169
(35) Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, s.172
(36) Ali Rıza Özdemir, Kart Kurt Sesleri Arasında Kaybolan Gerçek: Kürtler ve Türklük, 2009, Kripto Yayınları’ndan özetlenmiştir.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
1977 yılında Erzincan da doğdu Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden Mezun oldu. Erzincan üniversitesinde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Türkiye'nin etnik dokusu ile ilgili araştırmalar yapan Özdemir, çalışmalarının bir bölümünü kamuoyu ile paylaşmıştır. Ali Rıza Özdemir, çalışmalarını tarihi coğrafya, dinler coğrafyası ve etnik coğrafya konularında yoğunlaştırmıştır. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün politik, sosyal ve kültürel Araştırmalar Merkezine bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Uzmanlık alanlarında çok sayıda konferans vermiş ; panel ve çalıştaya katılmıştır.
Yorumlara Kapalı
bodrum escort