Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

“İşaret Dili Maalesef Evrensel Bir Dil Değil”147 defa okundu

kategorisinde, 23 Mar 2017 - 10:12 tarihinde yayınlandı
“İşaret Dili Maalesef Evrensel Bir Dil Değil”

İnönü Üniversitesi Engelli Çocukları Araştırma Uygulama Merkezi Beden Eğitimi Öğretmeni Şadiye Özer Eroğlu, “Her ülkede, her ülkenin de kendi semtinde işaret dili farklı farklıdır. Yani biz mesela Türkiye’deyiz, Malatya’dayız ve Malatya’nın da ilçelerine gittiğimizde işaret dili farklıdır. Ankara’da kullanılan bir dille Malatya’da kullanılan bir dil birbirinden farklı. İşaret dili maalesef evrensel bir dil değil” dedi.

 

Eroğlu, İNÜHABER’e yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesinde işaret dili derslerine girdiğini aynı anda dışarıda halk eğitim merkezlerinde işaret dili eğitimi verdiklerini söyledi.

 

Çocuk yaşından itibaren işaret diline ilgi duymaya başladığını dile getiren Eroğlu, “Üniversitenin son yıllarında Necmettin Bingöl adında uluslararası ve Avrupa’da sporda derece yapmış bir engelli arkadaşla Beden Eğitimine hazırlandığım dönemde tanıştım. Sahada birlikte koşardık. Onunla beraber başladım diyebilirim. Arkadaşımın ablası da engelli olduğu için daha çok ilgi duymaya başladım işaret diline. Onlarla daha doğru bir iletişime geçebilmek için işaret dili dersi aldım. O dönemden bu döneme kadar hala bu işle ilgileniyorum. Bu işi daha çok gönüllü olarak yapıyorum” diye konuştu.

 

Eroğlu, normalde herkesin işaret dilini beden dili olarak algıladığına değinerek, şöyle konuştu:

 

“Ama beden dili değildir. Pandomim hiç değildir. İşaret dili jest ve mimiklerimizi, ellerimizi kullanarak bir konuşma dili oluşturmaktır. Yani ellerimizi kullanarak iletişime geçiyoruz. İşaret dili nasıl ki Türkçe, İngilizce konuşuyorsak işaret dili de bir dil. İşitme engelli olmayan bireylerin işitme engelli olan bireylerle iletişime geçebilmek için jest ve mimiklerimizi de kullanarak oluşturduğumuz bir dildir.”

 

Çok uzun zamandır engelli bireylerle uğraştığını kaydeden Eroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Bunun içinde işitme engelliler, otizmliler var, down sendromlular var. Yaygın gelişimsel bozukluğu olanlar, zihinsel engelliler var. İşitme engellilik normalde zihinsel bir engellilik değildir. Sadece işitmiyor. İnsanlar işitemediği için de konuşamıyor. Bu yüzden işaret dilini mutlaka eğer konuşamıyorsa birey insanların mutlaka öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü iletişime geçemezsek çok büyük kayıplara sebep olabiliyoruz. O kadar zeki, o kadar projesi olan işitme engelli birey var ki iletişime geçemediğimiz için o bireylerden o yeteneklerden faydalanamıyoruz. Maalesef onları geri plana atıyoruz. Bu yüzden mutlaka gereklidir. Biz işiten bireyler hayata 1-0 öndeyken işitme engelliler tam tersi 1-0 geride başlıyorlar.”

 

Eroğlu, il işaret dilinin Osmanlı Devleti döneminde 2. Abdülhamid döneminde 1902 yılında Yıldız Sağırlar Okulunun kurularak oluşturulduğunu ifade ederek günümüzde ise Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında işitme engelli bireylerin kullanıldığını söyledi.

 

İşaret dilinin evrensel bir dil olmadığını belirten Eroğlu, şunları kaydetti:

 

“Her ülkede, her ülkenin de kendi semtinde işaret dili farklı farklıdır. Yani biz mesela Türkiye’deyiz, Malatya’dayız. Malatya’nın da ilçelerine gittiğimizde işaret dili farklıdır. Ankara’da kullanılan bir dille Malatya’da kullanılan bir dil birbirinden farklı. İşaret dili maalesef evrensel bir dil değil. Milli Eğitim Müdürlüğü özel eğitimle ilgilenen rehberlik birimi bununla ilgili bir çalışma başlattı. Sözlükler yayınlıyor.”

 

Eroğlu, Türkiye’de bir dönem işaret dilinin yasak olduğunu dile getirerek, “2014 ve 2015 eğitim-öğretim döneminde bütün üniversitelerde YÖK işaret dili dersini zorunlu hale getirdi. Seçmeli ders olarak koydu. Bu sayede biz işaret dili derslerine giriyoruz ve işaret dili derslerini veriyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye’de işaret dili eğitmenliğinin gittikçe yaygınlaştığını aktaran Eroğlu, işaret dili eğitmenliğinde işin maddi boyutunun değil manevi boyutunun daha önemli olduğunu ifade etti.

 

Eroğlu, işaret dili eğitiminde belli bir yaş sınırlamasının olmadığını dile getirerek, “Bana kalsa anaokulundan itibaren öğretilmeli. Zaten bazı anaokullarında özellikle işaret dili eğitimi veriliyor. Zaten Avrupa’da normal ders olarak görülüyor. Engellilerle ilgili özel gereksinimli bireylerle ilgili filmlere çocuklara bakıyorsunuz işitme engelli arkadaşlarıyla çok rahat anlaşabiliyor” dedi.

 

İşaret dilinde jest ve mimiklerin önemli olduğunu kaydeden Eroğlu, kendisinin jest ve mimiklerini geliştirmek amacıyla tiyatro eğitimi aldığını söyledi.

 

Eroğlu, İnönü Üniversitesi olarak işaret diliyle iletişimin önündeki engelleri kaldıracaklarını diğer kurumlarında kendileriyle ortak çalışmalarını istediklerini sözlerine ekledi.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı