Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

“Hiçbir Şikayeti Bulunmayan Çölyaklar Var”287 defa okundu

kategorisinde, 18 May 2017 - 12:58 tarihinde yayınlandı
“Hiçbir Şikayeti Bulunmayan Çölyaklar Var”

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Gastroenteroloji Bilim Dalından Prof. Dr. Yüksel Seçkin, “Sessiz, hiçbir şikayeti bulunmayan çölyaklar var. Hiçbir şikayetleri yok. Tesadüfen bir kan tahlili yapılıyor, hastanın ishali yok, karın ağrısı yok, hiçbir şikayeti yok, tamamen sessiz fakat kan tahlillerine baktığımızda çölyak hastası çıkıyor” dedi.

 

Seçkin, İNÜHABER’e yaptığı açıklamada, çölyak hastalığının genetik zeminde oluşan bir hastalık olduğunu söyledi.

 

Çölyak hastalığının özellikle tahılların çok kullanıldığı arpa, buğday, çavdar, yulaf gibi tahılların ince bağırsakta oluşturduğu bir hasar sonucunda geliştiğini belirterek, “Çölyak hastalığı bütün vücudu etkiler. Çocukluktan erişkinliğe kadar her yaşta görülebilen ve hemen hemen tüm yaşam döneminde ortaya çıkabilecek bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

 

Seçkin, çölyak hastalığının dört gruba ayrıldığını dile getirerek, şöyle konuştu:

 

“Öncelikle tipik dediğimiz çölyak hastalığıyla bize gelen hastalarda mesela çocuklarda gelişme geriliği, ishal, bulantı, kusma, iştahsızlık, erişkin yaşlarda da aynı şekilde genellikle karın ağrısı, kilo almama hatta zayıflama tipik gastrointestinal şikayetleriyle geliyor. Bu hastalarda tabi ki çölyak hastalığını düşünmek kolay ama bizim bir de atipik dediğimiz bir çölyak hastalığı var. Tamamen belirtilerin dışındadır. Hastaların ağrısı yok. İshal yok. Yani gastrointestinal sistemi ilgilendiren şikayetler olmuyor. Hastada psikiatrik ya da nörolojik şikayetler oluyor. Mesela hastalar depresyonla, epilepsiyle, adet bozukluğuyla geliyor veya endokrin bölümüne, hormon bölümüne gidiyor. Troid hastalığı ya da ostoproz dediğimiz kemik erimesiyle gidiyor. Gördüğünüz gibi çok geniş bir yelpaze değişik kliniklere gidiyor bize gelmiyor.”

 

Çölyak hastalığının sadece ince bağırsağı değil tüm vücudu etkilediğine değinen Seçkin, şunları söyledi:

 

“Tipik şikayetlerle gelmeyip de böyle değişik şikayetlerle başvurduğu yerlerde çölyak hastalığı tanısı olan hastalar var. Bir de sessiz hiçbir şikayeti bulunmayan çölyaklar var. Hiçbir şikayetleri yok. Tesadüfen bir kan tahlili yapılıyor, hastanın ishali yok, karın ağrısı yok, hiçbir şikayeti yok, tamamen sessiz fakat kan tahlillerine baktığımızda çölyak hastası çıkıyor. Bir de potansiyel dediğimiz çölyak olmayan aday hastalar var. Kan testleri pozitif oluyor ama ilerde bunlar çölyak hastası haline gelebiliyor.”

 

Seçkin, çölyak hastalarının tanı konulduktan sonra yapacakları en önemli şeyin gıda da kullandıkları arpa, yulaf, çavdarı tamamen diyetten çıkarmaları olduğunu dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Bunları yedikleri takdirde bu hastalardaki bağırsak hasarı devam ediyor ve şikayetleri düzelmiyor. Onun için biz bu hastalara genellikle pirinç ve mısırdan yapılmış un öneriyoruz. Glütensiz diyet şeklinde oluyor ve glütensiz gıdalar satılıyor. Sosyal güvenlik kurumları da bu hastalara belirli bir miktar un yardımında bulunuyor. Glütensiz diyet o kadar zor bir şey ki aslında yediğimiz içtiğimiz her şeyin içerisinde glüten var. Hastaların çok dikkatli olmaları gerekiyor. Eğer küçük bir miktar bile kaçırırlarsa şikayetleri tekrar başlayabiliyor. Biz bazen bu hastalara vitamin eksiklikleri oluşmuş olduğu için tedavinin başında demir, folik asit, kalsiyum gibi vitaminleri takviye ediyoruz. Bu diyete uydukları takdirde 6 ile 12 ay arasında hastanın tüm şikayetleri geriliyor. Kan testleri negatifleşiyor ve bağırsaktaki o hasar tamamen düzeliyor. Sonra normal bir hayat yaşamaya başlayabiliyorlar.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı
bodrum escort