Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

EVET ABDÜLHAMİT’İ SAVUNDUM5082 defa okundu

kategorisinde, 25 Eki 2020 - 18:30 tarihinde yayınlandı
EVET ABDÜLHAMİT’İ SAVUNDUM

Faşizmin sınırları zorlayarak düşüncelere kadar sirayet etmesi bize mahsus sanırım. Dikte etmek kendi doğrusunu, inancını, fikrini aklına girerek, aklın ta içine sokulmak bencilliğini bizim faşizanlığımızı ancak tatmin edebilir sanırım. Cehaletimizi de öyle… Kendini gerçekleştirememiş, içsel dönüşümünü id seviyesinde inatla barındırmaya çalışan her insan yaşar bunu. Tamamlayamadığı evrelerinin eksikliğini zorla başkalarında yansıtma isteği peyda oluverir. Tek tip gelenek, tek tip düşünce, tek tip analiz… Tek tip modeli asker modeliyle karıştırıp emir komuta zinciri oluşturur gibi hayatın her hücresine dahil etme dahil olma isteği… Yaşayışta, söylemde kalsa yine iyi dedirtiyor bazen, bilgiye de sirayet ediyor, geçmiş gitmiş tarihi olayların kinini canlı tutacak kadar tarafgirliği, faşizmi zorluyor bu cüretkar cahil kafa. Tarihe bile göz dikip tarihe karşı taraf tutmaya zorluyor, yetmiyor kendi fanatizmiyle haykırınca haklı çıktım sanıyor. Gelen gitti, olan oldu. Yaşanmış ve geleceğe yön veren tarihten ibret almak yerine yahut eskiye bakıp yeniyi nasıl inşa edeceğine çalışmak yerine tarihin raflarına kaldırılmış kişilere takılıp onların doğruları veya yanlışları üzerinden, geçmişe sempatisi olup da şu anda yaşayanları suçluyor. Birbirine galebe çalmak, sırasını savıp parantez içinde yaşam ölüm tarihi yazan kişilerin yaptığı eylemleri, fikirdaşı olan şimdiki biri üzerinden ezmeye, suçlamaya, yönlendirmeye kalkıyor. Ağalar, beyler, efendiler geçmiş geçmişte kaldı, geçmiş siyasetin, yaşamın neye mal olduğu-olacağı ortadayken kişilere mal edip kişiler üzerinden geleceğe çomak sokmak sizi de geleceğin geçmişi olarak suçlanacak kişiler olmanıza zemin hazırlıyor. Beğenmediğiniz geçmişe, siz de gelecek için aynı zemini ekleyerek gidiyorsunuz. Oysa tarihe hükmetmek, yaşanmışlıkları değiştirmek mümkün değil artık. Batan gemiyi kurtaramazsınız bir daha, halihazırda bulunduğunuz geminin rotasına bakın.. Geçmişe çevirmeyin.. Olanın olmuşuyla ahlanıp vahlanmaya ne gerek, olanın ölmüşüyle asırlar sonra doğmuşu suçlamaya ne hacet…Kalkıp tartışma programlarına mevzu bahis edecek kadar. Bu kindarlığa ne lüzum var, bu dayatmaya ve faşizanlığa.  Bugün gençlerin bile espri konusu olan bir tartışma programındaki adamın söyleyeceği tek cümle vardı oysa: Evet Abdülhamit’i savundum! Zira kalıplara sığdırılmış düşüncelerin kurtarılmak için başka kalıplara sığdırılmasına ihtiyaç yoktur. Düşünce özgürdür, dile geldiği anda sahibinden kuvvet bulmak ister ifade için. Başkalarına dayatmak için değil…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı
bodrum escort