Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

BİR HANDAN GELİP GEÇENLERİZ7001 defa okundu

kategorisinde, 28 Ağu 2020 - 21:23 tarihinde yayınlandı
BİR HANDAN GELİP GEÇENLERİZ

Ben değilim yıllara meydan okuyan… Zamanı sille tokat hırpalayıp geçmişe çevirmenin mümkünü olsa denemez miydim? Boğuk hıçkırıklarıma karışıyor bu saliselerin acımasızlığı. Ne kadar çabuk oluveriyor her şey, dünya dans ederek dönüyor, ellerim izin vermediğim halde büyüyor, istememekliğe karşın geçiyor zaman. Tükenişimizi görmeye yeminli. Tagayyürleşmenin çabukluğu şaşırtıyor alabildiğince vehme kapılmış uçuk kaçık kahramanlarımı. Geçen vakitlerin ezikliğini ve eksilerini biriktiriyoruz birlikte. Savruldukça yeni dünyalara, eş zamanlı iademiz gerçekleşiveriyor tükenişin ellerine. Hedonistçe varıyorum farkına kıymetbilirliğimin. Muvazzaf yükümü boşaltamadan karışıyorum sorumsuzluklara, ifadelerim değerinden yitiriyor günlerce. Son tahayyülümde inip çıkmayı sevdiğim daha ziyade çıkmayı sevdiğim merdivenlerim duruyor. Öğrenciliğe dair, kıymetbilirliğimi ilk fark ettiğim an sekizinci basamağında durduğum merdivenler. Eteklerimde bir yığın siyah kareli desenler, yere bakıp semayı düşündüğüm merdivenler… Düşünce kuyularından çıkardığım yenilikçi ve asil aynı zamanda ifadede yetersiz fikirlerimin bedahetleştiği ruhumda isyanlara uçuşan yeni “ben”ler. Ben… Nev-i şahsına münhasır… Altından mahyalarda necip şiirlere kürek çekerken görüyorum zirvelerin de çöküşlülük olduğunu aslında. Ben ömür yolunda, gençliğimin ortasında yeni nazımlardayım, yine dillerdeyim, geleceğin kara sevdalısıyım, sermestim yankılanıp akşamlarımın… Dil-arayım feleğin mirrihine , sattım tacımı benliğin dolabındaki kör ve çilekeş beygirine… Ezberledim otuz üç ismini bilemedim hep bildiğim şarabın tadını…

Öldürüyor beni, günden güne yok oluşumu izliyor mütenahi zamanlarım. Kadehlerin kırmızılığında demleniyor ıstıraplarım bu acıyı yaşatarak. Dilleniyor bir şarkı içimde, fısıldıyor; Ömür kitabımın özü nefeste… Ürperiyor duydukça azalarım. Sallantıya giriyor “an”larım, iç çekişlerle beliren güçsüzlüğüm tek sevgiliye yakarışla son bulacak zannediyorum. Dünyaya hükmeden bir cihangir ya da tarihin yüzyıllarında yer edinmiş bir sultan gibi roman kapağınca sızlanıyorum: Sözüm ki tek sana geçmez, celladımsın ey zaman.. Yankılanıyor bu cümle içimdeki kayalıklara her daim çarparak. Bu dehşetengiz sözü asırlarca önce söyleme şerefine sahip kişi çağında öldü. Ben asırlar sonra söyleme kudreti buluyorum ve benim de zevalim omuzlarımda, pek yakın… Ne çaresizlik.. Hacı Arif Bey’i anarak onun güzelim cümlelerini değiştirdim bir an için; Muntazır teşrifime hazır o meşum kayık diyorum ve derken geçen zamanın, geçerken ki anların kıymetini bilmek yine üşüşüyor zihnime. Romantik şairler gibi çözümüyle uğraşmadığım bir yığın soru geliyor, birikiyorlar ve havuz olup karşımda seyre çıkıyorlar. Bulanıklaşınca tüm görüntüler, Nesimi’yi alıyorum yanıma gah medresede ders okuyorum hak için, gah dem çekiyorum meyhanede, ardımda kalan tüm şeylere “eyvallah” diyerek. Sitemkarlığımın buhranındayım, sitemkarlığımı aşamadığım günlerimdeyim ve kadirşinaslığımın farkındayım bu geçen gecemin son katresinde. Tükenişim soluksuz, ömür kitabım her gün bir sayfa daha okunuyor. Her gün bir sayfası atılıyor, kitabımın edebi değeri nedir diye bakılmadan özü idam sehpasına getiriliyor. Sehpada bir sultan ölüyor, onun ağzından benim cümlelerim çıkıyor: Bir handan gelip geçenleriz! Asırlarca öncesinden bana hediye olan bu tek cümle öylesine anlamlı geliyor ki, ruhuma pelesenk oluyor.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı
bodrum escort