Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

ABD YPG-PKK’yı Kime Karşı Silahlandırıyor ?5034 defa okundu

kategorisinde, 12 May 2017 - 10:05 tarihinde yayınlandı
ABD YPG-PKK’yı Kime Karşı Silahlandırıyor ?

 

IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri’nin sözcüsü Amerika’lı Albay John Dorrian IŞİD ile mücadele kapsamında YPG’yi ağır silahlarla donatacaklarını ve bunların içerisinde tank savar ve havan topu da olacağını duyurdu. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin YPG(PKK) ve IŞİD’ e karşı içerde ve sınır ötesinde kazandığı önemli zaferlerin ardından böyle bir silahlanmanın gerçekleştirilmesi dikkat çekicidir. Fırat Kalkanı harekâtıyla ciddi kayıplar veren bölgedeki terör örgütlerinin ve özellikle YPG’ nin önüne tanklarıyla siper olan Trump yönetiminin bu hamlesi, önümüzdeki süreç için silah ile tehdit diplomasisini Türkiye’nin birliğine karşı masaya sürmüş olduğunu göstermektedir.  Özellikle Amerikalı Albay’ın yaptığı açıklamada şu nokta dikkat çekmektedir: “verilen silahlar IŞİD ile mücadeleden sonra da YPG de kalacaktır.”

Peki, YPG kimdir? Amerika’nın kara gücüm dediği ve Irak’dan sonra Türkiye’yi ve Suriye’yi bölerek Amerika’ya alan yaratacak olan bir terör örgütüdür. En önemlisi de Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir örgüttür. Bu gelişmeler ve bu çerçeve içerisinde YPG’nin ağır silahlarla silahlandırılması Amerika’nın geleceğe yönelik planları açısından bu silahların varlığının kimi tehdit edeceği önemli bir sorudur. Özellikle IŞİD liderlerinin affedilip hapishaneden çıkmalarını sağlayanların Obama ve Amerikan istihbarat servislerinin olduğu ve bu terör örgütünün göz göre göre silahlandırıldığı bilinince de YPG’ye verilen silahların namlusunun ucunda kimin olduğu sorusu daha da önem kazanmaktadır.

 

***

 

ABD özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kapitalizmin güvenliği ve devamlılığı için silahlı mücadele alanında kendi kuvvetleri yerine ileri karakollar kurmuş ve bunları silahlandırarak kullanmıştır. Bunların en somut örneği ne yazık ki Türkiye deki ABD üstleridir. Bu üstler Türkiye’yi ABD’nin ileri karakolu yaparak komşularıyla arasını bozmuş ve PKK’yı besleyerek ülkemizi bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu üstler bugün yüzlerindeki maskeleri çıkararak Türkiye’yi açıkça hedef alır duruma gelmişlerdir. Takke düşmüştür ve kel görünmüştür.

Bu üstler Türkiye’nin iç ve dış güvenliği için artık tehlikeli bir konumdadır. Sözde Türkiye’nin NATO müttefiki olan ABD Türkiye’yi bölmek isteyen PKK ve onun uzantısı olan ve Kürt koridoru kurma hayallerinde kullanılan YPG’yi kendisinin silahlı gücü olarak görmektedir. Bu şartlar altında artık uluslar arası sistemde Türkiye ile ABD’nin uzlaşma ve müttefik olma şansı kalmamıştır. Bugün ABD ve Türkiye cephede karşı karşıya gelmiştir. Bu etkenler de bugün terör örgütlerine verilen silahların hedefini sorgulayanlara yol göstermektedir.

 

***

 

Çağımızda silah en son diplomatik araç olarak görülmektedir. Ancak bugün binlerce kilometre öteden gelip kendi çıkarları uğruna terör estirenler için ilk diplomatik ve etkili araç silahtır.

Amerika ve Türkiye artık bir yol ayrımına girmiştir. Türkiye Atlantikken koparak hızla yüzünü Asya’ya dönmektedir. Bu sürecin oluşmasındaki en etkili faktör Amerika’nın Ortadoğu projesinde bölünme hedefindeki ülkeler sırasında sıranın Suriye ve Türkiye gelmiş olmasıdır. Burada amaçlanan Türkiye ve Suriye’yi bölünme rotasına sokarak Diyarbakır’ın da içinde yer aldığı Barzani güdümlü bir kukla devlet kurmak isteğidir. İşte bu noktada Türkiye’nin milli kuvvetleri ile emperyalist hedefler karşı karşıya gelmiştir. Bu koşullar da silahların hedefini göstermektedir.

Hedef: Türkiye’yi yeniden çözüm masasına oturtmak, bölünmeye ses çıkartılmamasını sağlamaktır. Kısacası hedef 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde FETÖ cü yani Amerikancı hainlerin Halkın Meclisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayıp başaramadıkları YPG-PKK operasyonlarının durdurulmasını sağlamaktır. Hedef Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini ortadan kaldırarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak ve yeniden Amerika’dan medet umar hale getirmektir. Hedef yatırımcıyı bölgeden soğutarak halkın kalkınmasının önüne geçmektir. Hedef ayrılmaz bir bütün olan halkları birbirinden koparmak ve bölgesel düşmanlıklar yaratmaktır. Hedef daha fazla silah satmak ve petrole hükmetmektir…

 

***

 

Bugün Amerika tarafından PKK’nın uzantısı olan YPG’ye verilen silahlar er ya da geç Türkiye’ye karşı doğrultulacaktır. Bunu bugünden görmek zor değildir. Çünkü Türkiye’nin baş düşmanları arasında bu bölücü terör örgütleri ve destekçileri gelmektedir. Amerikan istihbarat servislerinin hamleleri de silahların ileride kime karşı kullanılacağını gösterir niteliktedir.

Peki, bu durumda ne yapmak gerekir. İlk olarak hala emperyalizmin merkezi olan Amerika’dan bir müttefiklik veya Amerika’nın Ortadoğu politikasını değiştireceğini beklemek dış politika açısından büyük bir yanlış olur. İkincisi Suriye’nin bir an önce bu terör örgütlerinden temizlenmesi için Suriye ile ittifaka çekinilmeden ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstererek hareket etmek gerekir. Üçüncü olarak ekonomik alanda yatırımlar yapılarak üretimin teşvik edilmesi ve genç nüfusun üreten bir konuma getirilmesi gerekir. Bu gereklilikleri daha da sınırlaya biliriz. Ancak ilk olarak Amerika’nın ülkemize karşı terör örgütlerini ağır silahlarla donatmasına ve terör örgütlerine tanklarıyla siper olmasına ilk yanıtımız İncirlik Üssü’nün kapatılması olmalıdır. Çünkü Amerika bize karşı kullanılacak olan bu silahları incirlik üssünden sevk etmektedir. Bu silahlanmaya karşı ciddi önlemler alınmazsa Türkiye’nin iç ve dış güvenliği tehlikeye girecektir ve halk kendini güvende hissedemeyecektir.

***

 

Amerika’nın bu silah tehditleri önemli bir diplomatik bir krizdir. Ancak tarih bu krizlerden ziyade bu topraklarda emperyalizme Çanakkale’de geçit vermeyen ve işgalcileri denize Mustafa Kemal Atatürkleri ve yiğit Türk Milletini yazar.

15 Temmuz darbe girişimindeki silahların hedefi nere ise bugün terör örgütlerine ABD tarafından verilen silahların hedefi de orasıdır.

Kurtuluş Akkaya

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı