Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Son Dakika Haberler

Alperenlik nedir – Alperenlik Tarihi – Alperenlerin Özellikleri2133 defa okundu

kategorisinde, 17 May 2017 - 15:51 tarihinde yayınlandı
Alperenlik nedir – Alperenlik Tarihi – Alperenlerin Özellikleri

Alperen kelimesinin TDK Sözlüğündeki karşılığı: “ Yiğit, cesur,, yürekli kimse, derviş”tir. Fakat Türkler, tarih boyunca bu kavrama bu anlamlarla birlikte farklı anlamlar da yüklemişlerdir. Bunlardan birkaç tanesi ise şöyledir: Alp, yiğit, serdengeçti, cesur, komutan, kahraman; eli,beli,dili temiz…” manalarını da ihtiva eder.

TDK Güncel Türkçe Sözlük’te yer alan “derviş” manasını da İslamiyet’in kabulünden sonra aldığı muhakkaktır. Lakin inanç itibariyle de İslamiyet’in doğuşundan, dünyanın İslam’la taçlanmasından bin yıllar önce; Mecusi İranlılar ateşe taparken, putperest Araplar kendi yaptıkları putlara taparken ve diğer kavimler başka mabudlara taparken;  Türkler, İslamiyet’le benzerlik gösteren tek tanrılı bir din olan “Gök Tanrı” dinine inanmış ve ilah olarak da tek tanrıyı kabul etmişlerdir. Bunun en bariz örneklerinden biri Oğuz Kağan’ın babasının onu kardeşinin yani amca kızıyla evlendirmek istemesi üzerine Oğuz Kağan: “ Hak Dinine girmeyi reddeden”  amcası kızıyla evlenmedi, onu reddetti. Yine Oğuz Kağan, yaşlandığı için ülkesini oğulları arasında pay etmek istediğinden onları toplamış ve onlara hitaben: “… ey oğullar; düşmanlarımı ağlattım, milletimi güldürdüm. Gök Tanrı’ya borcumu eda ettim, sizlere de yurdumu veriyorum.” Demiş ve tek tanrıya itaat ettiğini belirtmiştir. Tek tanrıya inanan Oğuz Kağan, bütün Türkleri bir bayrak altında toplamayı başarmış, Turan’ı gerçekleştiren bir Alperen’dir.

Tabii, Türkler bu inanç sistemleri içinde “ bozkurt, ağaç, ışık…” gibi değişik varlıkları kutsal olarak kabul etmiş fakat bunları kesinlikle ilah yerine de koymamışlardır.

Yine Oğuz kağan’ın yanında bulunan ak sakallı, boz saçlı, anlayışlı ve çok zeki ulu koca olan veziri “Uluğ Türk” de büyük bir Alperendir.

Türkler, tarih sahnesine çıktıklarından beri sadece Türklerin değil bütün insanlığın hakanı oldukları inanışı olan “ KUT” anlayışını benimsemişlerdir. Bu yönetim anlayışında Türkler, tüm insanları yönetme yetkisinin kendilerine Tanrı tarafından verildiğine inanırlardı. Bu yönetim anlayışı Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar da devam etmiştir. Bu yönetim anlayışı İslamiyet’ten sonra İ’lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem mefkuresiyle birleşmiş, Alperenlik daha da yüce bir boyut kazanmıştır. Dolayısıyla Alperen Türkler İslâm’dan önce “Kızıl Elma” dedikleri Acun Hakimiyeti Ülküsü ile savaşırken , İslâm’dan sonra Ülküsünü İ’lây-ı Kelimetullah Davası diyerek savaşlarına “cihad” karakterliğini kazandırmışlardır…”

Alperenliğin temel dinamiği hürriyettir. Türklerin tarih sahnesine çıktıkları tarihten itibaren hürriyetlerine ne derece düşkün oldukları tarihle de sabittir. Türklerin daha sonra İslamiyet’le tanışmaları, hürriyet dinamiklerini daha da pekiştirmiştir. Çünkü yüce dinimiz İslamiyet’te(Cum’a, 62/9), hür olmayan bir Müslüman Cuma Namazı kılmakla mükellef değildir.

Hürriyetlerinden taviz vermeyen Türk milleti en zor zamanlarında dahi esareti kabul etmemiş, kendilerini esaret altına alan kavimlere karşı mutlaka istiklal mücadelesine girişmişlerdir. Bu istiklal ruhu da Alperenlik ruhunun ta kendisidir. Bu ruhu, 639’da Çin Sarayı’nı basan  ve Türk hanedan soyundan gelen efsanevi kahraman Kür Şad ve kırk çerisinde görmek mümkündür. Esaret altındaki Türkleri, ayrılmaz bir parçaları olan hürriyetlerine kavuşturmak için Çin’e baş kaldıran Kür Şad; en genç, en karizmatik bir Alperen’dir.  Bu yiğit Alperen bütün dünya nimetlerini, dünyalık hevesleri elinin tersiyle itmiş, Çin Sarayı’nı kırk Alperen çerisiyle basmıştır. Dünyada bir eşi daha görülmeyen bir cesaretle, kendi canından aziz bildiği milleti için canını hiçe saymış, milleti uğrunda can vermiş yani şehid olmuştur. Ölümü öldüren bu eşsiz kahraman can vermiş fakat yenilmemiş, adeta ölümsüzleşmiştir.

Tarihin altın sayfalarında ve Çin yıllıklarında kendine haklı bir yer bulan bu eşsiz mücadele de gösteriyor ki Türklerin İslam’la tanışmadan önce de şehitlik gibi ulvi bir mertebenin olduğuna inançları tamdı. Bunun en güzel örneği de Kür Şad ve kırk Alperen’inin şahadetinde vücut bulmuştur.  Ve bu kahraman Alperen’in ölümü, Türklerin tarih sahnesinde yeniden doğuşuna vesile olmuş, bu kutlu mücadele II. Göktürk(Kutluk) Devleti’nin kuruluşuna yol açmış, alperenliğin ruhuna ters olan Çin esareti böylece son bulmuştur.

Türklerin en son ve en kutlu din olan İslamiyet’le tanışması ve İslamiyet’i önce boylar halinde daha sonra devlet olarak kabulünden sonra Türklerin temel felsefelerinden olan aleme nizam verme ülküsü “ İla-yı Kelimetullah için Nizam-ı Alem” ülküsüne dönüşmüştür. Böylece Alperen kelimesi, sorumluluk ve mana genişlemesine uğramıştır. İşte İslam’la daha hayat bulan bu ülkü; yüce Allah’ın kelamını ve emirlerini yeryüzüne yayma ve hakim kılmayla beraber aleme nizam verme, insanlığa adalet getirme şeklinde vücut bulmuştur.

Yine, Karahanlıların devlet olarak İslamiyet’i kabulü, Türk Alperen bilgelerini de derinden etkilemiş ve bu Alperen yol göstericiler kendilerini aynı zamanda İslam’ın yayılmasına vakfetmişlerdir. İşte bu bilge yol göstericiler arasında ilk sıralarda sayılan,  İslam’ın Türkler arasında ve daha sonra dünyada yayılmasında büyük etkiye sahip olan güleç yüzlü Pir-i Türkistan Ahmed Yesevi ve talebelerine de Alperen denilmiştir. Bu Alperenlerden başlıcaları ise şunlardır: “Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltuk, Ahi Evran, Şeyh Edebalı, Geyikli Baba… “

Hoca Ahmet Yesevi’nin Alperenlerinden Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba; Osmanlı Devleti’nin manevi kurucularıdır. Sarı Saltuk ise balkanlarda İslam’ı kökleştiren bir Alperen’dir.

Anadolu’nun kapılarını açan, beyaz kefenini giyip savaş meydanına atılan Sultan Alparslan ile hem savaşçı hem derviş olan savaşçılarına “Gazi Alperenler” denilirdi.  Yine Hilal ile haç’ın kavgası olan Haçlı seferlerini püskürten Selçuklu Hakanı Sultan Kılıç Arslan  bir Alperen’dir. Osmanoğullarının atası olan Ertuğrul Gazi, Bizans Fatihi II. Mehmet Han ve sayamadığımız nice Alperenler sadece savaşçı yönleriyle değil, çoğu ilmi ve tasavvufi konuda kendini geliştirmiş, donanımlı kişilerdir.

Alperen kişinin de genel olarak özellikleri ise şöyledir:

  • Alperen, müminlere ve mazlumlara karşı alçakgönüllü; kafirlere ve zalimlere karşı onurlu ve zorludur,
  • Kınayanların kınamalarına aldırmadan Allah yolunda mücadele eden yiğit kişidir,
  • Hürriyet, istiklal ve milli değerler karakterinin belirleyici vasıflarıdır,
  • Alperen kişi, tarihi vasıflarına sahiptir. Geçmişi olmayanların, geleceği olmayacağına inanır. Yani kökü mazide olan atidir.
  • Kendine güvenir, ileri görüşlüdür. Eğitimli, kültürlü, yenilikçi, sosyal, vizyon sahibi, ilkeli, tutarlı bir kişidir.
  • Alperen kişisi, aile hayatına İslam iman ve ahlakını, Türklük şuur ve gururunu hakim kılar,
  • Büyüklere hürmetkar, küçüklere şefkatlidir,
  • Anne, babasına saygıda kusur etmez. Onlara karşı görevlerini layıkıyla yaparak onların dualarını alır,
  • Çalışan ve üreten insandır, başkasına yük olarak yaşamaz,
  • Ticaretinde, işinde doğrudur, her zaman adaleti gözetir
  • Çevreye ve sosyal hayata karşı sorumluluk taşır, bencil değildir,
  • Kısacası, yaşayışı gayesiyle çelişmeyen örnek şahsiyettir.

 

Günümüz Alperenleri ise bu özelliklere ek, dünya konektöründe aleme nizam verme yolculuğunda bir elinde Kur’an, bir elinde bilgisayar olması gereken bir rol model oynamaktadır.

Çağımızın en büyük Alperenlerinden Şehid Lider Muhsin YAZICIOĞLU’na göre ise Alperen: “Türk gençliğinin Alperenlik ruhuyla yoğrulması, değer yargılarını ön planda tutup bir taraftan da kendi alanında uzmanlaşması; ahlak, ilim ve kabiliyet gibi konularda üst seviyelerde bulunması şarttır.” Çünkü gaye sadece Türk Milleti değildir.

 

Çağımızın en büyük Alperenleri Başbuğ Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere bütün Alperenleri saygı ile anıyorum.

 

Kenan AKDOĞAN

 

 

KAYNAKÇA:

 

  1. SATICIOĞLU, Hüseyin,  Türk Halk Eğitiminde Alperenlik Ruhu,  Eğitimde Birlik Derneği Kültür Yayınları,
  2. ÇAYIR, Remzi, Alperenlerin Davası, Akçağ Yayınları, Ankara, 2015.
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı